ALEVİ KONSEYİ VE SURİYE ULUSAL BLOKU (Mihrac Ural)
Siyasi oluşumlar hızla belirmeye başladı. Colani’nin yıkılmaya yüz tuttuğu bu günlerde Kürtlerin ve Dürzilerin başarılı tarzda gerçekleştirdikleri oluşuma bu kez Aleviler ve Sünniler adım attılar. Atılan bu adımlar farklılıklar taşımasına rağmen olumlu sayılmalıdır. Siyasi olduğu kadar toplumsal değeri büyük olan bu girişimler zamanın ağır sorunlarıyla da mücadele edecekler. Aleviler ve Sünniler yapı olarak farklılıklarına rağmen siyasi özellikleriyle iktidar mücadelesi verecekler. Aleviler, “Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi” adı altında kurdukları oluşuma bölgedeki herkesi katılmaya davet ettiler. Adını açıklamadıkları Sünni, Hristiyan, Mürşidi, İsmaili insanların da aralarında yer aldığını ifade ettiler.
Sünnilerin kurduğu “Suriye Ulusal Bloku” temsilcileri ise çağrılarını ülke çapında, vatan toprakları üzerinde yaşayan herkese yaptıklarını ifade ettiler. Federasyona benzer talepleri olduğunu ancak Suriye’de farklılıkların olduğunu beyan ederek bu çağrıyı tüm vatan topraklarına ilettiklerini açıkladılar.

Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi ve Sözcüsü Kenan Weqaf
Alevilerin organize ettikleri “Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi” çoğunluğu yurt dışında önderlere sahiptir. Bu yapı tüm çağrılarına rağmen Alevi bir yapı olduğunu gizlemiyor. Tersine “Orta ve Batı” coğrafi tanımla çoğunluğunun Alevi olduğu bilinen yapıları işaret ediyorlar. Alevi dışında olası katılımcılar şu an adlarını yayınlamamalarına rağmen önemli oranda olmadıkları açıktır. Basına ilan edilen liderleri Amcad Bedran, Salah Nayuf, İsa İbrahim, Ali Abud, Kenan Weqaf, Ammar Acib, Mustafa Rustom, Aws Darwiş, Raif Salama ve Wahid Yazbek. Bu isimler arasında önceden mücadeleye katılan şimdi de devam eden ünlü isimler de mevcuttur. Bunlar arasında İsa İbrahim, Suriye’nin ünlü liderlerinden biri olan Şeyh Salih el Ali’nin torunudur, muhalefetinin Hafız Esad’a kadar uzandığı bilinmektedir. Konseyin hedefleri ise “adalet, vatandaşlık ve insan haklarına saygıya dayalı sivil ve laik bir model oluşturmak” olarak duyuruldu. Konseyin, federalizmin temel ilkelerine ve Suriye toplumunun tüm mezhepsel ve ulusal kökenlerden gelen bileşenlerin haklarına bağlı kalacağı belirtildi. Açıklama, “İnsanlığa karşı işlenen suçlar ve savaş suçlarının Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne sevk edilmesi, gerekli soruşturmaların başlatılması ve Suriyeli ve uluslararası yargıçlar gözetiminde Suriye için özel bir mahkeme kurulması da dahil olmak üzere geçiş dönemi adaletini ele almayı” içeriyor. Ayrıca BM kararlarından 2254 no’lu karara bağlılıklarını ifade ettiler; bu karar Suriye’de geçici yönetimin kurulmasını, önceden iktidarda olan hiç kimsenin yer almayacağı ve BM kurullarının denetimi altında yeni siyasi yapının oluşturulmasını içermektedir.
Yapılan açıklamalar olumlu ve toplumun çıkarlarına uygun talepleridir. Bu talepler Alevilerin sadece kendi çıkarları için değil, tüm Suriyeliler içindir. Ancak bu haklı talepleri ikame edebilecek güç ve konuma sahip örgütlenmeler oluşmamaktadır. Bu konsey, kamuoyunda aydınları, ilericileri, sosyal demokratları kapsayabilir ama Colani çetelerine karşı sonuç alıcı bir etkinlik yaratması güç gibi görülüyor.
Bu açıdan bakılınca Aleviler, halen kendilerini temsil edecek duyarlı ve kapsayıcı olduğu kadar askeri açıdan da sonuç alıcı bir konsey ilan etmediler. Orta ve Batı Suriye Konseyi gelişmiş aydın şahsiyetlerden oluşmaktadır. Colani’ye karşı daha etkin ve sonuç alıcı bir yapı değildir. Siyasi bir güçtür ve doğru bir katılım gösterse de halkı kendi çatısı altında toparlaması oldukça güçtür. Varlığı gereklidir ve etkinlik sahibidir ancak Colani çeteleriyle mücadelede gerekli olan askeri güce sahip değildir. Bu konuda Alevilerin bilinen iki üç kanadı daha bulunmaktadır ki bunlar sürece henüz katılmadılar. Bu güçler, Muhammet Cabir, Liva Kemal Hasan, Rami Mahluf, Liva Hasan Mirhic gibi isimlerdir. Bu isimlerin, askeri güç olarak da varlıkları bilinmektedir. Rusya yanlısı bu güçler kendi aralarında örgütlü olarak ortaya çıkacaklardır. Rami Mahluf ve Liva Hasan Mirhic askeri ve siyasi örgütlenmeye yönelmiş kesimlerdir. Liva Kemal Hasan, Muhammet Cabir ve Tuğgeneral Gays Süleyman Della askeri açıdan önemli isimlerdir, bunların Rusya tarafından desteklendikleri bilinmektedir.
Suriye Ulusal Bloku adlı kuruluş Heysem Menai, Tarik El Ehmed, Ramiya İbrahim, Nasir El Ğezali, Francis Tenos gibi isimlerden oluşmaktadır. Bu isimler, Suriye’nin geleceğinde demokratik ve adil bir yönetim için ortak bir vizyonu paylaşan bireyler olarak öne çıkmaktadır. Bu güçlerin dörtte üçünün Suriye’de olduğu biliniyor. Liderleri Heysem Menai, mücadeleyi yeni ataklarla yükselteceğini ilan etti.


Suriye Ulusal Bloku ve Sözcüsü Heysem Menai
Suriye Ulusal Bloku, 10 Eylül 2025 tarihinde, Suriyeli siyasetçi Heysem Menai tarafından bir video mesajla kamuoyuna tanıtıldı. Bu oluşum, Suriye’nin siyasi geleceğinde demokratik ve eşitlikçi bir yönetime zemin hazırlamayı amaçlayan bir platform olarak öne çıkmaktadır.
Suriye Ulusal Bloku’nun kuruluş bildirgesinde, rejimin eski ve yeni yüzleri altında diktatörlüğün yeniden inşa edilmesinin engellenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Blok, aşağıdaki ilkelere dayalı bir Suriye inşa etmeyi hedeflemektedir;
-Demokratik çoğulculuk,
-Güçler ayrılığı,
-Halk egemenliği,
-Sosyal adalet,
-Evrensel ve eşit yurttaşlık.
Ayrıca Blok, mezhepsel veya Irak modelli her türlü çözümü reddederek, halk hükümeti kurulması ve devlet egemenliğini güvence altına alan, insan haklarına saygılı bir anayasa oluşturulması için bir kurucu meclis kurulması çağrısında bulunmuştu.
Suriye Ulusal Bloku’nun temel hedefleri arasında, ülkede demokratik ve eşitlikçi bir yönetim anlayışının hâkim kılınması yer almaktadır. Bu hedef doğrultusunda, Suriye’nin geleceğinde federal bir sistemin benimsenmesini savunmaktadır. Ancak bu talep, farklı etnik ve mezhebi grupların kendi özerkliklerini talep etmeleriyle şekillenmiştir.
Federal Sistem Talebi
Blok, Suriye’de merkeziyetçi yönetimin başarısız olduğunu ve bu nedenle federal bir sistemin benimsenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu talep, özellikle Alevi, Dürzi ve Kürt topluluklarının kendi özerkliklerini talep etmeleriyle güçlenmiştir.
Suriye Arap Cumhuriyeti’nin Adının Değiştirilmesi
Blok, Suriye’nin adının değiştirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. “Suriye Arap Cumhuriyeti” adının, ülkedeki Kürt nüfusunun varlığını yansıtmadığını ve bu nedenle bu adın “Suriye Cumhuriyeti” olarak değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Etnik ve Mezhebi Hakların Güvence Altına Alınması
Suriye Ulusal Bloku, Suriye’deki tüm etnik ve mezhebi grupların kültürel ve dilsel haklarının güvence altına alınmasını talep etmektedir. Bu, federal sistemin temel taşlarından biri olarak görülmektedir.
Geçiş Sürecinde Adaletin Sağlanması
Blok, Suriye’de savaşın bitirilmesi ve bölgeler arası adaletin sağlanması için federal sistem çağrısı yapmaktadır. Bu, ülkedeki tüm grupların eşit haklara sahip olmasını ve geçmişteki haksızlıkların giderilmesini amaçlamaktadır. Federal yapının Suriye’ye özgün olacağını belirterek merkezi yanının ağır basacağı ifade edilmektedir.
Suriye Ulusal Bloku’nun temel hedefleri, ülkede demokratik, eşitlikçi ve federal bir sistemin kurulmasını amaçlamaktadır. Ancak bu hedeflerin gerçekleştirilmesi, farklı etnik ve mezhebi grupların taleplerinin dengelenmesi ve uluslararası toplumun desteğiyle mümkün olacaktır.
Heysem Manai geçmişiyle ve bu günüyle oldukça etkin bir siyasi figürdür. Kurduğu siyasi yapının çok etkin olacağını belirtebiliriz. Özellikle Sünni çevrelerde tercih edilen bir etkinliktir. Colani çetelerine karşı siyasi açıdan çok üstün bir yer teşkil etmektedir. Ancak silaha karşı tutumda dikkat edilecek yanlara sahiptir. Heysem Manai, silahlı mücadeleye hiç taraf değildir. Halkın etkin kalkışmasından yanadır. Örgütledikleri Suriye Ulusal Boku bu açıdan zorlu ve çetin süreçlerle karşı karşıya kalacaktır. Kürtler, Dürziler ve şimdilik hazırlık aşamasında bulunan Aleviler bu sorunları çözecek ölçekte ileri adımlar atmaktadırlar. Geriye Sünnilerin askeri mücadeleye sarılıp sarılmaması kaldı. Ya da Sünniler dış güçlerden yardım alarak Colani’yi devirip iktidarı devralmak gibi bir beklenti içinde olabilirler. Ancak Ortadoğu’da silahsız hiçbir güç ciddiye alınmaz, etkin de olamaz. Bu açıdan her topluluk ve her oluşum mutlaka silahlı bir güç oluşturmalıdır.
Suriyeli tüm güçlerin birleştiği bir ortak nokta, Colani’nin kalıcı olmayacağı, yılbaşına doğru en fazla 6 aylık bir süre içinde yıkılıp gideceğidir. İktidarı gasp ettiğinden bu yana en aşağılık biçimde kıyımlar yaptı, Alevilerden 50.000, Dürzilerden 4000, Kürtlerden binlercesi, Hristiyanlardan onlarcasını katletti. Hala en aymaz biçimde yeni katliamlar yapma hazırlığı içindedir. SGD güçlerine yaptığı tehditler ve ölüm girdapları sürüp durmaktadır. Colani’yi iktidar yapanlar insanlık suçu işlediler. Buna rağmen Suriye’de halklar birbirleriyle dayanışma içinde bu zalimi alt edeceklerdir. Bu alt ediş süreci kendi güçleriyle, askeri donanımlarıyla hayat bulacaktır. Colani kaybediyor, Colani kaybetti, gidiyor! Bunun için Suriye’de halklar büyük dayanışma içinde bir arada bu zalime karşı tutum almalıdır. Her bir topluluk kendi haklarını kazanacak. Bunu federal bir sistem içinde ya da ayrılıksa ayrılık biçiminde dile getirecektir. Buna hazır olunmalıdır, gecikmenin kimseye faydası yoktur. Kaybedenler gecikmiş olanlardır.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
