"Sosyalizm" Kategorisi
56. SENE-İ DEVRİYESİNDE 15-16 HAZİRAN VE BUGÜN(ÜMÜZ)[*] SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER
Yazar: Sibel Özbudun
ONTOLOJİK KOPUŞUN TARİHSEL KÖKENLERİ VE İNSANIN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜ (Haydar Avşar)
İnsanın doğadan kopuşu, soyut bir metafizik ayrım değil, tarihsel-toplumsal üretim süreçlerinin evrimiyle ortaya çıkan somut bir olgudur. İlkel topluluklarda insan ve doğa arasında katı bir sınır yoktu; doğa canlı, hareketli ve kendi başına bir varlık olarak görülüyordu. İnsan ile doğa arasındaki ilişki karşılıklı bir uyum ve ortak varoluş temelindeydi. Ancak üretim araçlarının belirli ellerde yoğunlaşması, tarımsal ve hayvansal üretimin gelişimiyle birlikte, doğa artık bir nesne olarak algılanmaya başladı. Bu dönemde insanın doğayla bütünlüğü yerini, doğa üzerinde tasarruf hakkı iddiasına bıraktı. Böylece ontolojik kopuş, insanın kendi içsel bütünlüğünden uzaklaşmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşti.
V. İ. Lenin ile Rosa Luxemburg Arasındaki Polemikten Devrimci Dersler (3) (Ahmet Daşkapan)
Bu nedenle bu makalenin temel sonucu şudur. Tarih, hem Lenin’in hem Luxemburg’un esaslı noktalarda haklı olduğunu göstermiştir. Lenin, örgütlenmenin, stratejik bütünlüğün ve toplumsal güç inşasının zorunluluğunda haklıydı. Luxemburg, demokratik denetim olmadan örgütlenmenin bürokratik bir egemenliğe dönüşebileceği uyarısında haklıydı.
V. İ. Lenin ile Rosa Luxemburg Arasındaki Polemikten Devrimci Dersler (2) (Ahmet Daşkapan)
Nihai sosyalist geçiş, ancak daha öncesinde geniş bir demokratik toplumsal güç inşası varsa kalıcı olabilir. Böyle bir temel olmazsa her sosyalist girişim şu risklere açık kalır. Bürokratik ikame, teknokratik yabancılaşma, siyasi izolasyon ve karşı devrimci destabilizasyon. Bu nedenle sosyalist geçişten önceki evre, ikincil bir “hazırlık dönemi” değil, geleceğin sosyalizminin demokratik içeriğinin şimdiden somutlaştığı belirleyici bir tarihsel evredir.
V. İ. Lenin ile Rosa Luxemburg Arasındaki Polemikten Devrimci Dersler (Ahmet Daşkapan)
Yirmi birinci yüzyıl, sosyalist teoriyi yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bugün sosyalizm sorusu, yirminci yüzyıla duyulan bir özlemden doğmuyor. Kapitalizmin kendi gelişimi, bu soruyu tekrar tekrar önümüze koyuyor. Çünkü bu düzen, her dönemde yeniden eşitsizlik üretiyor, savaşları büyütüyor, doğayı tahrip ediyor, yaşamı güvencesizleştiriyor, demokrasiyi içten içe aşındırıyor. Bu yüzden daha sosyal, daha adil bir toplumsal düzen arayışı büyüyor ve tarihsel bir ihtiyaç halini alıyor.
Devletin Ontolojik Eleştirisi ve Komünal Olanın İmkânı (Haydar Avşar)
Bu makale, modern siyasetin temel kategorileri olan devlet, demokrasi, temsil ve egemenlik kavramlarını ontolojik bir düzlemde eleştirerek komünü bir yönetim modeli değil, iktidarsız bir ilişki biçimi olarak yeniden düşünmeyi amaçlamaktadır; bu bağlamda. Çalışma, “geçiş devleti” fikrinin yapısal olarak neden yabancılaştırıcı olduğunu tartışmakta; devletsiz zor, savunma, suç–ceza ve örgütlenme sorunlarını komün merkezli bir perspektifle ele almaktadır. Komün–parti–federasyon ilişkisi, ikameye ve merkezileşmeye düşmeden genellik üretmenin imkânı olarak tartışılmakta; Alevi ontolojisi ise bu tartışmaya evrenselleştirilebilir bir ontolojik zemin olarak dâhil edilmektedir. Makale, sonuç olarak bir program önermekten ziyade, modern siyasetin sınırına işaret eden bir eşik tartışması sunmaktadır.
