Atak Logo

Atak Menü

BARIŞ SÜRECİ Mİ, TÜRKİYE Mİ ÇIKMAZA GİDİYOR? (Fikri Günay)

19 Kasım 2025, 14:17 | Yazar: Fikri Günay | Kategori: Ülke
BARIŞ SÜRECİ  Mİ, TÜRKİYE Mİ ÇIKMAZA GİDİYOR? (Fikri Günay)

 

Çıkmaza giden keşke sadece süreç olsa… Türkiye’nin geleceği çıkmaza doğru sürükleniyor. Bunun nedenleri elbette kişi ve tüzel kurumlara göre değişir mutlaka. En göze batan nedenler arasında, TMM’deki çalışmaların merkezine oturmuş olan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ne amaçla kurulduğunun gün yüzüne çıkmaya başlamasıdır. Zira bu komisyonun, iktidar ve Kürt Özgürlük Hareketi Önderliği arasındaki ilişkilerin nasıl gittiğini veya gitmediğini kimse bilmiyor. Milletin temsilcisi olduğu iddia edilen, devletin en temel kurumu TBMM devre dışı bırakılmış durumda.

 

27 Ekim 2025’ten beri birbirini adım atmamakla suçlayan tarafların -devlet ve Kürt Özgürlük Hareketi- yetkili ağızlarından da somut bir neden duymadık bu güne değin. Nihayet 50 yıldır mücadele eden Kürt halkının ezici bir çoğunluğunu temsil eden Önderlik, bu güne değin hem kendi içinden hem de diğer halkların her türden eleştirisine, hatta engel olmaya çalışmalarına karşın, 1993’ten beri her fırsatta barış sözcüğünü dillendirmeye başlamıştı. Bunu, 1980 askeri cunta yetkililerinden tutun, başta Turgut Özal olmak üzere, dolaylı veya dolaysız kurulan ilişkilerde ve bugüne değin yapılan röportaj ve söyleşilerde görmek olası.

 

Herkes biliyor ki, 2013-15 barış süreci, “Kobani düştü düşecek” diyen 23 yıllık iktidarın masayı devirmesiyle sonuçlandı. Ancak Kürt halkının Suriye’nin kuzey-batısı olan bölgedeki -Rojava- direnişi, hem Ortadoğu’da hem Türkiye’de politikanın seyrini değiştirdi. İktidar ikinci süreci başlatmak zorunda kaldı. Ama iktidarın tutarsızlığı devam ediyor ve bu yüzden Öcalan ile görüşmeyi kilitledi.

 

Bugün, içinde bulunduğumuz ikinci süreç, bana göre tarafların “deneyim” kazanmalarından dolayı, görünüşte iyi gidiyormuş gibi görünse de her an “masa” devrilebilir diye düşünüyorum. Hem birinci barış sürecinde, hem ikincisinde, benim dikkatimi çeken bir durum var; birincisinde HDP heyetleri, ikincisinde DEM PARTİ heyetleri, İmralı’ya gidip geliyor ve “iyi bir görüşme oldu” dışında bir açıklama yapılmıyor. Ama bir buçuk iki saat -belki daha fazla- İmralı ile görüşülüyor. Gerçekten dört sözcükten oluşan bu açıklamanın dışında kamuoyu ile paylaşılabilecek bir durum yok mu?

 

bahceli-apo-dan-soz-etmeyi-aliskanlik-haline-getirdi-98977576117002974299308

 

Herhalde bu güne kadar yapılan görüşmelerde de, İmralı ile DEM Parti arasında yapılan görüşmeler de aynı nitelikte. Bilhassa son görüşme, önce Erdoğan ile görüşüldüğü için, TBMM Komisyonu’nun Öcalan’la görüşüp görüşmeyeceği konuşulacak. Yandaş ve muhalif basın tarafından, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla gündeme getirilen fotoğraflarda var tabii.

 

“Süreç” iktidarın, daha doğrusu R. T. Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesine, seçilme garantisine ve Öcalan ile görüşmeye kilitlenmiş gibi. Burada yazıya başladığımda olmayan yeni bir gelişme oldu; süreci başlatan Bahçeli, Öcalan’ı Meclis’e davet ettiği gibi, bir türlü karar alamayan Meclis Komisyonunu, bu gün (18-11-2025) 15:00’de toplanma kararı aldığı halde, D. Bahçeli komisyon kararını beklemeden -belki alınacak kararı biliyor- “kimse gitmiyorsa ben giderim İmralı ile görüşmeye”, diyerek sürece “ağırlığını” koydu! Ve hem muhalefetin, hem ortağı AKP’nin kafasını karıştırdı.

 

Bahçeli’nin bu çıkışından memnun olan, ilk etapta Kürt Özgürlük Hareketi tarafıdır. Zira sürecin başından beri, Kürt Özgürlük Hareketinin yasal temsilcisi olan parti ve sivil toplum kurumları, Öcalan ile görüşmenin çok önemli ve belirleyici olduğunu her fırsatta vurguluyorlar. Şu anda görünen muhalefetin en güçlüsü CHP, sürecin başından beri süren sessizliğini korurken, milliyetçiliği paylaşamayan Başbuğ’un torunları, adeta miras kavgası yapıyorlar.

 

Sürece karşı kendine özgü bir tavrı olmayan muhalefet ise; 1980 öncesinden bir türlü çıkamayan demokrasi (devrim) güçleridir. Ama potansiyel olarak sürekli artan bu güç, bir gün mutlaka öncüsünü çıkaracak ve tüm süreçlere el koyacaktır. Sınıflar mücadelesi tarihi ve toplum yasaları bunu gerektiriyor.

 

Süreç, 21-11-2025 Cuma günü Meclis Komisyonu’nun alacağı karara göre mi sürecek? Veya tüm muhalefet CHP etrafında kenetlenip, iktidarı seçime mi mecbur bırakacak? Yoksa, bu günkü iktidarın görünen ve görünmeyen gücü, süreci ve Türkiye’yi “çıkmaza” mı çekecek?

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!