BEYAZ POLİTİKA, SOLCU MASKE (Ahmet Daşkapan)
Beyaz Hollandalı partilerde (Sol Dâhil) göçmen kökenli politikacılara yönelik pseudo-dekolonyal mekanizmalar
Birlikte okunan bütünlüklü bir çerçeve
Beyaz Hollandalı siyasi partilerde, buna açıkça sağda duran liberal ve muhafazakâr partiler kadar, kendini sol, ilerici, sosyalist ya da yeşil olarak tanımlayan partiler de dâhil, göçmen kökenli politikacıların konumu, yüzeyde “kapsayıcı, eşitlikçi, çok kültürlü” bir görüntü sunarken, derinde sömürgeci ve ırksal mirasın yeniden üretildiği bir alan olarak şekillenir.
Bu tabloyu kavramak için birkaç düşünsel hattı birleştirmek gerekir:
- Siyasal ve medya alanında rıza üretiminin nasıl işlediğini, hangi seslerin meşru, hangilerinin marjinal sayıldığını açıklayan propaganda modeli…
- Kolonyal öznenin nasıl beyaz normlara uymaya zorlandığını, “maske” takmadan konuşmasının nasıl zorlaştığını gösteren kolonyal özne analizi…
- İktidarın yalnızca yaşamı destekleyerek değil, aynı zamanda belirli grupları yavaş yavaş çürüten, “yarı-varlık” hâlinde tutan mekanizmalarla işlediğini ortaya koyan yaklaşım…
- Güç, eylem ve bürokrasi tartışmalarıyla, büyük ideolojik sözlerden ziyade “sıradan, küçük, bürokratik kararların” toplam etkisiyle oluşan yapısal dışlamaları anlamayı sağlayan perspektif…
- İşçi sınıfının burjuva partileri içinde eriyerek kendi çıkarlarını savunamaz hâle gelmesini, bağımsız sınıf örgütlenmesi ihtiyacını vurgulayan tarihsel analiz…
Bu çerçeve, göçmen politikacının beyaz merkez partiler içindeki deneyimine doğrudan ışık tutar.
Bu teorik araçlarla baktığımızda, göçmen politikacıların Hollanda’daki beyaz partilerdeki konumunu şu ana eksenler altında toplayabiliriz:
Sembolik dahil etme: temsil var, güç yok
Göçmen kökenli üyelerin ve politikacıların görünür kılınması, propaganda modelindeki “rıza üretimi” fikrini somutlaştırır. Parti, göçmen politikacıyı “kapsayıcı” görünmek için afişlere, videolara yerleştirir. Sol partiler bunu ilerici söylemlerle yaparken, sağ partiler “entegrasyon başarısı” temasıyla sahneye çıkarır.Kolonyal öznenin “temsil edilen ama özne olamayan” figürü burada tam isabetlidir. Kararlar alınırken göçmen politikacı çoğu zaman devre dışı kalır. Bu durum siyasal bir “yarı-varlık” hâlidir: Göçmen politikacı görünürdür ama gerçek güç döngüsünün merkezinde değildir.İşçi sınıfının tarihsel olarak burjuva partilerinde “süsüleyen unsur” olarak kullanılmasına benzer biçimde, göçmen politikacı da vitrindedir fakat programı belirlemez.
Söylem alanının daraltılması: sınıfsal ve kolonyal sessizleştirme
Göçmen politikacılar çoğunlukla göç, uyum, ayrımcılık gibi “doğal” sayılan alanlara yönlendirilir. Bu, propaganda modelindeki “izin verilen tartışma sınırlarının” parti içi versiyonudur.Kolonyal düzende efendinin belirlediği konuşma sınırları neyse, burada da göçmen politikacının meşru konuşma alanı o şekilde sınırlandırılır. Ekonomi, iklim, dış politika gibi prestijli alanlara geçmekte zorluk yaşamaları tesadüf değildir.Burjuva partilerinin işçi sınıfını yalnızca “kontrollü” bir ifade alanına sıkıştırması gibi, göçmen politikacılar da sistemsel eleştirilerde “fazla ileri gitmiş” sayılarak engellenir.
Uyum baskısı: “beyaz maskenin” güncel görünümleri
Göçmen üyelerden kültürel olarak nötrleşmeleri, duygusal tonlarını bastırmaları beklenir. Bu, “maske” kavramıyla açıklanan baskının güncel siyasal görünümüdür. Bu maskeyi takmak, parti içi yaşamı sürdürmelerini sağlar; maskeyi çıkarmak ise siyasi kariyerlerini kısaltır. Liste dışı bırakılma, görevden alınma, aday yapılmama gibi sonuçlar bu mekanizmanın güncel yansımalarıdır.
Güvenlik söylemi ile riskli beden inşası
Göçmen politikacılar özellikle Müslüman, siyah veya alt sınıf kökenliyse eleştirileri “güvenlik”, “kutuplaşma” gibi çerçevelerle kriminalize edilebilir. Bir görüşü beyaz bir politikacı söylediğinde “tartışılabilir” olan şey, göçmen bir politikacı söylediğinde “tehlikeli” görülebilir. Bu, siyasal varoluşu kısaltan bir baskı üretir.
Gayrı resmi ağlara erişim engeli: kapalı çekirdek
Parti içi gerçek güç çoğu zaman gayrı resmî sosyal ağlarda oluşur: eski arkadaşlıklar, öğrenci örgütleri, sendikal geçmişler, kültürel referanslar… Göçmen üyeler bu ağlara sonradan dahil olur ve tam içeriye giremez. Burjuva partilerinin tarihsel olarak işçi sınıfını içermeyen kapalı ağlarla çalışması gibi, burada da benzer bir dışlayıcı yapı işler. Göçmen politikacılar vitrinde görünür, fakat karar mekanizmalarının çekirdeğine tam erişemez.
Disiplin ve söylem kontrolü
Göçmen politikacılar eleştirel konuştuklarında daha sert ve hızlı disiplin süreçlerine maruz bırakılır. Bu, propaganda modelindeki “geri tepme” mekanizmasının parti içi karşılığıdır. Beyaz bir politikacının söylemleri “sert ama kabul edilebilir” bulunabilirken, aynı sözler göçmen bir ağızdan çıktığında “aşırı” kabul edilebilir. Bu süreç, kimsenin açıkça “göçmeni hedef aldığını” söylemediği ama sonuçta sistematik dışlama üreten bürokratik ve gündelik kararların toplam etkisidir.
Bağımsız siyasal özne gerekliliği
İşçi sınıfının burjuva partilerinde tam özneleşememesi gibi, göçmen özneler de beyaz merkez partiler içinde tam anlamıyla özneleşemez. Bağımsız göçmen örgütleri, platformları, kolektif yapıları siyasal söz üretmek için daha özgür alanlar sunar.
Sonuç: dışlanma mekanizmalarının ortak mantığı
Beyaz Hollandalı partilerdeki pseudo-dekolonyal düzen, göçmen politikacıları görünür kılan ama güçten uzak tutan, konuşmalarına izin veren ama eleştirilerini bastıran bir yapı üretir.
Bu mekanizmalar, tarihsel sınıf analizindeki burjuva partilerinin işçilere dayattığı sınırlamalarla aynı mantıkla işler.
- Temsil vardır ama etki sınırlıdır.
- Katılım vardır ama yön verme yoktur.
- Görünürlük vardır ama siyasal öznellik kırılgandır.
Göçmen işçiler işçi sınıfı partilerinde aktif olmalıdır
Göçmenlik paradigmasına sıkıştırılmak, kolonyal bir taktiktir. Göçmenler yalnızca göçmenlik meselelerine hapsedildiğinde, evrensel ve sınıfsal perspektiften uzaklaştırılır. Bu nedenle:
- Göçmen kimliği siyasal ufku daraltan bir pranga değil, genişleten bir deneyim hâline getirilmeli,
- Sınıf merkezli ama kimlik mücadelelerini dışlamayan örgütlenme biçimleri kurulmalı,
- İşçi sınıfı örgütlenmeleri dışarıda hedeflenen eşitlikçi dünyanın mikro-modeli olmalıdır.
Göçmen işçilerin kurtuluşu, daraltılmış göçmenlik paradigmasını kırıp evrensel sınıf mücadelesi perspektifine yükseldiklerinde mümkün olur.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
