COLANİ BEYAZ SARAY’DA (Mihrac Ural)
Fetvaların fetvası, tüm gericilerin baş ucu yaptığı fetva şudur: “Amerikan ajandasıyla işbirliği yapan, batılı devletlerle ortaklaşa ve dayanışma içinde olan kişi ya da kişilerin ihaneti dinen marfud ve şeri açıdan meşru görülmeyeceği gibi dinen aykırı olarak dışlanırlar. Bu kişi ya da kişilerin katli şer’an gerekli ve dinen elzemdir.”
Bu fetvayı son 50 yıldır bitip tükenmez ısrarla duyup durduk. Hala aynısını ısrarla devam ettiriyorlar. Ancak ne olduysa, Colani Beyaz Saray’a davet edildi, bunun üzerine fetvalar da değişmeye başladı. Üstelik aynı şahıslar karşıt fetvalar yayınlamaya koyuldular. Son 50 yılın tepe taklak edildiğini hayretle izlemeye başladık.
Bu yeni fetva da şöyle diyor: “Devletin egemenliği korunmak şartıyla, dış koalisyonla istihbarat/ eğitim düzeyinde sınırlı koordinasyon şer’i açıdan meşrudur.” İki fetva, birbiriyle uçurumlar kadar derin farklılıklar taşıyor. Daha dün batılılarla en ufak temas eden “dinden çıkar, şeriata ters düşer, ihanet eder ve bu durumda katliniz vacip olur.” diye tehdit edenler, basit bir ziyaret nedeniyle “şeri açıdan meşru olursunuz” diyor.
Mazhar el Veys, Suriye’de Adalet Bakanı olarak, daha öncesinde 50 yıldır durmadan tekrar ettiği fetvaları bir çırpıda atlayarak “Gerçekte bugün, egemenliğin, yetkisi altında tuttuğu topraklarda yeni Suriye devletine ait olduğunu kabul ediyoruz; devlet, şeriat/örf/hukuk bakımından güvenliği sağlamak ve vatandaşları korumakla sorumludur… Devletin görevi, kan/servet mübahkârlığı yapan, intihar saldırıları, mayın/elektronik patlayıcı kullanan (yani DAEŞ gibi) «havaric» tehlikesinden vatandaşları korumaktır.” diyor.
“Akıl sahibi kişi, mümkün olan en iyi iyiliği seçer, en kötü kötülüğü engeller; menfaat-zarar hesabında kamu yararı öne çıkarsa; işin biçimi bilgi/paylaşım ve eğitim/koordine edilmesi şeklinde kalmak kaydıyla işbirliği meşrudur. Bu, devletler için caizdir.” fetvasıyla Colani’nin Beyaz Saray’a gidişine onay ve şeri rahatlık sunmaktadır. Buna Suudi’ler, ünlü şeriat merkezi, hukuk kavrayışı en yüksek olan Abdullah el Muheysini, İslam hukuk uzmanı bir HTŞ’li olarak bu fetvayı onayladığını (X/Telegram hesabında) M. al-Wais’e ait olan bu metni paylaştığını bildiriyor; dolayısıyla metin sosyal ağlarda hızla yayılmış oldu ve tartışma başlattı.
Birçok selefi/cihatçı çevre ve bazı âlimler, ABD ile koordinasyon veya “ziyaret” (özellikle Beyaz Saray görüşmesi) üzerine sert tepki gösterdi; bazıları bunu “ihanet” veya önceden verilmiş fetvaları çiğneme olarak yorumladı, bazı hesaplarda daha katı (dinde haram/tekfir çağrısına yakın) ifadeler yayıldı. Haberler, bu karşı-fetvaların/sosyal medya tepkilerinin geniş olduğunu yazıyor.
Fetvaları geçelim, bu tür fetvalar her boyda, her çapa, her istenilene uygun, Kuran’dan alıntılarla destekli olarak sunulup dururlar. Gelelim yeni Suriye’nin 90’ıncı devlet olarak “Uluslararası İttifaka” katılımına. İlginç olan, 90 devletin savaştığı İŞİD denilen ilkelin ilkeli bir örgütü yok edememesi hayret vericidir. SDG güçleri İŞİD’e ağır darbe vurdu, binlerce tutsak aldı. Daha da ilerisi için SDG desteklenirse bile yeterince bu örgütü ezebilirdi. Buna rağmen 90’ıncı devlet olarak Yeni Suriye’nin katılımı normal olsun, bizler Trump’un şartlarına bir göz atalım.
- İsrail’in Abraham Anlaşmalarına katılacaksınız.
- Suriye’de bulunan tüm terör örgütleri geldikleri ülkelere teslim edilecektir.
- Filistinli terör şebekeleri tümden Suriye’den çıkartılacak, arananlar teslim edilecektir.
- Her türden güvenlik araştırması, bizim kurduğumuz bürolara aktarılacak, her türden yardım yapılacaktır.
- İŞİD üyesi teröristler Suriye devletinin denetimine verilecektir, onlara sizler bakacaksınız.
Bu arada Trump, “Sizden yoğun olarak bilgi bekliyoruz. Doğru bilgiler, ayrıntılı bilgiler istiyoruz.” diyerek Colani’yi hafife aldığını gösteriyor. Colani ise “Bütünüyle sizinle ortak olmak istiyoruz. Bu aralar savaşa uygun koşulları hazırlayıp sizin yardımınızla savaşacağız.” diyerek utanmak bilmez bir tarzda söz veriyor.
Suriye bu anlaşmalara imzasını atınca, kullanılması kolay olan bir işbirlikçi olarak kendini ortaya koyuyor. Filistin davası diye bir davası olmayacak, eski arkadaşlarını ihbar edecek, kendi ülkesinde sıradan bir muhbir olacak, İsrail’in Abraham Anlaşmalarına boyun eğecek, böylece değersiz bir varlık olarak şekillenecektir.
Trump, eline düşen bu kişiden istediği gibi sonuç almaya, kalıcı değil, bir süreliğine alet olarak kullanmaya çalışacaktır. Zaten Beyaz Saray’a giriş yaparken normal yollardan değil de arka kapıdan geçirilmesi, ofiste oturma şeklinin rezilce düzenlenmesi ve sürenin 45 dakika olması, hangi kıstaslarla bu buluşmanın yapıldığını anlatır; arada tercümanların olması, bu buluşmanın %50’sinin kaybolduğunu gösterir, yani topu topuna 25 dakikalık bir talimat oturumuna dönüştü. Buna Hakan Fidan’ın ikinci etapta katılmasını ve ayaküstü birbirine koku püskürtülmesini de hesaba kattığımızda, birkaç dakikalık bir talimat oturuşu olduğunu anlamış oluruz. Bu da 15 dakikayı geçmeyen bir dayatma talimatı oturumu olduğu anlaşılır.
Colani, kendi mezarını kazdığı bu toplantıda bu kadar yükü nasıl kaldırabilecek diye düşünmek gerek. Bunlar arasında Ruslarla vardığı anlaşmaları, Türkiye ile yaptığı gönül bağını, Suudi’lerin sağladığı avantajlar için ne türden boyun büktüğünü, Batı ve Amerika’ya verdiği sözlerin nelere mal olacağını, İsrail’in her adımda Colani’nin boynunu büküşünü düşündüğümüzde, bu hayasızın uzun süre böyle davranamayacağını gösterir.
Sona doğru geliyoruz. Suriye’de ekonomi tamamen çökmüş, yatırım yapacakların söyleyen ama zerre kadar yardım yapmayan sahtekarlar topluluğu, Suriye’nin nasıl can çekiştiğini izlemektedirler. Bu yönetim zamana oynuyor. Hiçbir kudreti yoktur. Suriye artık eskisine de dönemez; 100 yıl geriden başlayarak bu ülkeyi merkezileştirmeye çalışan hiçbir güç bunu başaramadı. Esad’lar dönemi bu ülkeyi belli bir merkezi devlet haline getirmeye çalıştı. Ama o da açıkça anlaşıldı ki Suriye, bu farklı kültürel yapısıyla, birbirinden intikam alma hevesleriyle böylesi bir merkezi devlet kuramayacaktır. Federasyon olarak gelip dayatan ilişkiler bile sağlıklı olmayacağa benziyor. Konfederasyon ya da ayrı devlet kurma gibi olasılıklar kendini daha çok hissettiriyor. Bu koşullar sürdükçe, bu terörist iktidarlar var oldukça, bunların dayattığı zulüm var oldukça Suriye, bütün olmaya muktedir olmayacaktır. Şimdilik şu ya da bu ülkenin kaptığı alanla ilgili sömürgeci planlar hüküm sürecektir.
Suriye bu aralar %4’ü Rusların denetiminde, %17,4’ü İsrail’in, %22’si Türkiye’nin, %19’u Şam yönetiminin, Colani’nin, Rojava yaklaşık olarak %25’ini, Dürziler %5’ini, Amerikalılar %5 ve geri kalanı başıbozuk teröristler, çöl ve İŞİD tarafından kontrol ediliyor. Bu rakamlar yaklaşık öyle belirdi. Colani’nin denetleyebildiği %19’luk alan içinde İngiltere’nin de bulunduğu denetim altına aldıkları alanlardan oluşuyor. Bu hale gelmiş olan Suriye’de merkezi devlet kurma hayali hiçbir zaman tutmayacaktır. Alevi bölgesi, Dürzi alanları, Rojava federasyonu ya da konfederasyonu ya da ayrılığı gelip çattıkça Suriye kendine gelecektir. Başka tüm yollar, iç savaşta herkesin birbirini öldürdüğü cehennem alanına dönüşecektir. Colani, Şam’a hakim olamayacaktır; Halep’te varlığına kimsenin tahammülü yoktur, İdlib’te bile çevresi yoktur. Humus’ta, Hama’da Aleviler bulunuyor, Lazkiye ve Tartus’u hiç hesaba katmıyorum; işte Suriye budur. Colani, cehennemi üslubu ile dağıttığı Suriye’de hiçbir zaman çoğunluğu oluşturmayacaktır. Geldiği gibi gidecek, zamanı da oldukça kısadır. Bu sonu hep birlikte göreceğiz.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
