Dersimlilerin bir yaşam gerekçesi, bir devlet dersi: Kara gün, 15 Kasım 1937 Pazartesi (Celalettin Can)
Kolaj: Independent Türkçe
15 Kasım 1937'de gece yarısı Elazığ Buğday Pazarı'nda, Hükümet Konağı önünde darağaçları kuruldu.
Hâkim ikna edildi.
Cellat (çingene) bulundu asmak için.
Cellat "15 kâğıt isterim, bir şişe de rakı isterim", dedi, onlar da bulundu.
Samiin de bulundu. (İcraatla ilgileri olmayıp Dinleyici olanlar) 1
Davanın 72 sanığı vardı.
Elazığ'da o saatte elektrik yoktu.
Hapishaneye gidildi, jipin projektörü ile mahkûmlar kaldırılıp mahkemeye götürüldü.
Seyit Rıza ve oğullarından Seyit (Resik) Hüseyin, Kureyşan-Seyhun aşiret reisi Fındık Ağa, Yusufanlı Kamer Ağa'nın oğlu Hasan Ağa, Demanan aşiret reisi Cebrail Ağa'nın oğlu Hasan, Kureyşanlardan Ulkiye'nin oğlu Ali Ağa, Mirza Ali'nin oğlu dahil 7 idam mahkûmu vardı.
Aslında 11 sanık hakkında idam kararı verilmişti ama 4'ü ile ilgili kararlar 30 yıla çevrilmişti.
Atatürk, Elazığ'da kaldığı trende, Seyit Rıza ile... 15 Kasım 1937 Pazartesi'nin ilk saatleri...
Atatürk idamların yapılacağı gün ve saatlerde Elâzığ'a gelmiş, istasyon 'da dinlendiği trenindedir...
Seyit Rıza'nın, pazar gününü pazartesi gününe bağlayan gecenin geç saatlerinde huzuruna çıkarıldığı Atatürk, Seyit Rıza'dan "af dilemesi; bunu kabul ederse affedileceği ve vatana yararlı işler yapacağı" mealinde teklifte bulununca, Seyit Rıza, "Bizim af dileyecek bir suçumuz yok, çoluk çocuğumuzu öldüren, insanlarımızı yurdundan yuvasından eden sizlersiniz. ... Biz sen her dediysen onu yaptık, düşmana karşı savaş dedin, savaştık; eşkıyalık yapanları durdurun, dedin durdurduk; silahları toplayın, dedin; topladık... Ne yaptıysak sen vazgeçmedin; hep üstümüze geldin, niye bunu yaptın anlayamadım, bu bana dert oldu. Ben de sana boyun eğmedim; bu da sana dert olsun"... der demez, Atatürk sert bir tavırla "Götürün!" dedi...
İmam dini telkin yapmak istedi ama Seyit Rıza kabul etmedi.
Jandarma karakolunun önünde bir meydan vardı, orada asılacaktı.
Oraya götürüldü.
Savcı Seyit Rıza'ya bir yafta yapıştırdı.
"Vasiyetin var mı?" dedi.
"40 lira param var, onu oğluma verin" dedi.
Halbuki oğlu da asılacaktı, farkında değildi.
"Saatimi de oğluma verin" dedi.
"Başka vasiyetim yok" diye ekledi.
Seyit Rıza oğlundan önce asılmak istemiş, vasiyetini de buna göre yapmıştı.
Önce oğlu Resik Hüseyin'i astılar, gözlerinin önünde...
Seyit Rıza'nın asılmasının en sona bırakılması anlamlıydı…
Seyit Rıza, Beyaz gömlekle asılacağı meydana çıktı, sehpayı gördü.
Bomboş meydana, sanki doluymuş gibi, insanlarla doluymuş gibi hitap etti:
"Biz evladı Kerbelayığ, bihatayığ, ayıptır, zulümdür, cinayettir" dedi.
Başka birşey demedi...
Cellata bırakmadı; yüksek bir dirayetle çıktığı sehpaya son tekmeyi bizzat kendisi vurdu…
Son sözleri bu oldu!
Bu sözler zulüm gören; asılan, yok edilen ama her şeye rağmen direnen, unutmayan Dersimlilerin son sözleri olarak tarihin göbeğine mıh gibi çakıldı, yüzyıldır orada duruyor, kimse söküp atamaz!...
İhsan Sabri Çağlayangil konuşuyor...
Yanında Macar Mustafa diye bir polis varmış, asıldıktan sonra sehpada bunun resimlerini çekmiş. Hadi Bey isminde bir jandarma komutanı yaveri vardı Şükrü Kaya'nın. Macar Mustafa, Şükrü Kaya'nın yaverine, 'Astık herifleri' diye resimlerini vermiş.
O da kahvaltıda Atatürk'e göstermiş. Atatürk fena halde sinirlenmiş. Beni çağırdı.
'Nedir bu rezalet? Bütün Kürtleri ayaklandırır bu resim. Herif seyit, peygamber sülalesinden. Öyle sümükleri akmış, sehpada beyaz sakalıyla… Git, derhal imha et. Jandarmadan negatiflerini bul' dedi.
Gittik, bulduk jandarmadan, negatifleri imha ettik. O şekilde Seyit Rıza hadisesi kapandı.
Seyit Rıza bu şekilde bertaraf edildi, işte öbür liderlerin çoğu da Dersim Harekâtı'nda hayatlarını kaybettiler. Kürtler üzerinde ağalık taslayacak, dini liderlik yapacak kimse kalmadı.
Kalanlar da Kasım Küfrevi gibi, Melik Fırat gibi, Kamran İnan'ın babası Şeyh Selahaddin gibi hükümete muti adamlardı.
Dersim hadisesi bu şekilde kapanmıştır. Ve Dersim Kürtleri iç tahrikten bu şekilde kurtulmuştur.
Fakat dış tahrikler, bilhassa son zamanlarda arttı ve bağımsız bir Kürdistan fikri bir türlü terk edilmedi.
Başbakan olarak geldi Bayar. Benim bir resmim var, Elazığ Tren İstasyonunda… Atatürk'ün koruması bana tevdi edilmişti. Bayar, Şükrü Kaya ve Sabiha Gökçen, Atatürk, seryaver, hep beraber çıktılar. Pek bir hadise olmadı.
Kürtler de bir şey yapmadılar. Yalnız bir manalı sükût vardı. Yol boyuna dizilmişti 6 bin Kürt. Hakaret-i sükût vardı.
Çağlayangil'den son söz:
Son hareketi Abdullah Paşa idare etti ve tenkili de Abdullah Paşa yapmıştır.
Alışılagelen Günah Keçisi imalatı Dersimde yaşatılanları açıklamaya yeter mi dersiniz?..Bu kadar basit mi?
Sözün özü:
Atatürk, kırımdan sonra "Dersim meselesi tarihe havale olmuştur" derken, Dersimliler için de tarihe, toprağın altındaki mezarsızları hiçbir zaman unutamayacakları, bir devlet dersi olarak unutamayacakları bir kayıt düşmüş oluyordu.
Büyük insanlığa çağrı: Dersim Kırımı ile yüzleşmek, daha fazla ertelenemeyecek bir insanlık görevidir!
1. Hz. Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kol. Yüce. Dinleyici.
2. Seyit Rıza 1863 doğumlu, 75 yaşında idi. Yaşı küçültülerek (54) asıldı.
Oğlu Resik Hüseyin 17 yaşında idi. Yaşını büyüterek (21) astılar.
Seyit Rıza oğlundan önce asılmak istemiş, vasiyetini de buna göre yapmıştı. Önce oğlunu astılar, gözlerinin önünde...
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
