Atak Logo

Atak Menü

Eşitlik Söylemi ve Ataerkil Gerçeklik (Zeliha Altuntaş)

24 Aralık 2025, 15:32 | Yazar: Zeliha Altuntaş | Kategori: Kadın
Eşitlik Söylemi ve Ataerkil Gerçeklik (Zeliha Altuntaş)

Zeliha Altuntaş ile Söyleşi

 

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

 

Ben Zeliha Altuntaş. Almanya’da bir akademide ders veriyorum. Aynı zamanda üniversiteler bünyesinde faaliyet gösteren bir etnoloji kurumunda kadın, şiddet ve toplumsal cinsiyet alanında çalışmalar yürütüyorum. Çalışma alanım özellikle Êzidî kadınların savaş sonrası yaşadığı travmalarla başladı; göç, şiddet ve toplumsal cinsiyetin kesişiminde ortaya çıkan kırılganlıkları inceliyorum.


Jan Kizilhan’ın yönetim kurulunda yer aldığı Ethno’da da aktif olarak görev alıyorum. Bu alanlarda hem akademik hem de uygulamalı araştırmalar yürütüyor, seminerler veriyorum.

 


 

Alevi örgütlenmeleri içinde yer alma motivasyonunuz neydi? Bu süreç nasıl başladı?

 

Alevi kurumlarıyla tanışmam, bir kadın inisiyatifinin sözcüsü olarak yürüttüğümüz “8 Mart’ın resmi tatil olması” ve “eşit işe eşit ücret” kampanyası vesilesiyle oldu. Hazırladığım çağrıyı Alevi kurumlarına da, diğer tüm kurumlara gönderdiğim gibi ilettim.


Bu süreçte Alevi örgütlerinde kadın-erkek eşitsizliği sorunu bana açıkça ifade edildi ve bu konuda destek istendi. Alevi kimliğimin de etkisiyle, bu eşitsizliğin görünür kılınması ve giderilmesi için katkı sunmak istedim.

 

Alevilik tarihsel olarak kadın-erkek eşitliğini ilkesel düzeyde benimseyen bir inanç ve pratik sistemidir. Kadıncık Ana, Ana Fatma gibi kurucu figürler bu eşitlikçi mirasın güçlü göstergeleridir. Ancak modern Alevi örgütlenmeleri, bu tarihsel mirası kurumsal yapılara yansıtmakta ciddi biçimde zorlanmaktadır.

 


 

Bu doğrultuda yürüttüğünüz çalışmalardan söz eder misiniz?

 

Kadıncık Ana figürünü merkeze alan, Alevi-Bektaşi yolunun tarihsel köklerindeki toplumsal cinsiyet eşitliğini hatırlatmayı amaçlayan kapsamlı bir proje hazırladım. Projede sanatsal bir müzikal çalışma da yer alıyordu.


Bu projeyi eşbaşkana sunduk. Ancak daha sonra projemin, sanat danışmanı olan bir erkekle birlikte sanki onların projesiymiş gibi sunulduğunu öğrendik. Üstelik proje üzerinden büyük polemikler yaratılarak, yazan iki kadının emeği görünmez kılındı.

 


 

Alevi örgütlerinde kadın temsili ve karar mekanizmalarına katılım hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Alevi kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği söylem düzeyinde sahipleniliyor; ancak pratikte ciddi bir uçurum var. Kadınlar çoğunlukla mutfak, organizasyon ve görünmeyen emek alanlarına sıkıştırılırken, erkekler karar mekanizmalarında ve yönetim kademelerinde yer alıyor.
Cam tavan sendromu çok belirgin. Alevi öğretisinin eşitlikçi yapısına rağmen, güncel kurum pratiği ataerkil normları yeniden üretiyor.

 

Kadıncık Ana Fatma Bacı figürü

 


 

Kadın olarak karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu?

 

En temel zorluk, bağımsız davranan, itaat etmeyen ve üretken kadınların sistematik biçimde engellenmesi oldu. Kadın emeğinin görünmezleştirilmesi, erkekler ya da erkekleşmiş kadınlar tarafından sahiplenilmesi, kurumsal ataerkilliğin en açık göstergelerinden biridir.

 

Eşbaşkanın, projeyi sunacağım kurumları tek tek arayarak engellemesi; Suriye’de Alevi kadınlara yönelik katliamlara karşı kadın odaklı çalışmalar önerdiğimde bunun da iktidar hırsıyla engellenmesi bu tabloyu açıkça ortaya koyuyor.

 

Benzer biçimde, kurumun resmi dergisinde gönüllü çalışan üç kadınken, genel yayın yönetmeninin üç yıl boyunca gizlice maaş aldığının ortaya çıkması ve bu durumu eleştirdiğimiz için hedef gösterilmemiz, kadın emeğine yönelik tahammülsüzlüğün çarpıcı bir örneğidir.

 

Bu zorlukların kaynağı; kurumsallaşmış ataerkil kültür, erkek dayanışma ağları ve görünür olmak isteyen kadınlara yönelik sistematik dirençtir.

 


 

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlenmesi için neler yapılmalı?

 

  • Gönüllülük esasının netleştirilmesi
  • Kadın kotasının karar mekanizmalarında zorunlu hale getirilmesi
  • Kadın emeğinin görünür kılınması
  • Şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının kurulması
  • Kadıncık Ana ve Ana Fatma gibi eşitlikçi figürlerin kurumsal pratiğe yansıtılması
  • Toplumsal cinsiyet eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi
  • Bağımsız kadın meclislerinin oluşturulması
  • Erkek yöneticilerin sorumluluk alması
  •  

screenshot_2025-12-24-13-11-33-203-edit_com5709947096910435048

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir mesaj var mı?

 

Benim mücadelem kişisel değil; toplumsal bir dönüşüm içindir. Alevi kurumlarında yaşanan eşitsizlikler, Alevi öğretisinin özüne aykırıdır.
Kadıncık Ana’nın bilgeliğini sahiplenip, akıllı ve direnen kadınlardan rahatsız olmak büyük bir çelişkidir. Kadın emeğini görünmez kılan yapılarla yüzleşmek, hem Alevi toplumunun hem de demokratik bir kamusal yaşamın geleceği için zorunludur.

 

Maya Angelou’nun dediği gibi:
“Bir kadın ne zaman kendisi için ayağa kalksa, tüm kadınlar için de ayağa kalkar.”

 

_______________________________________________________________________________

 

Atak Dergisi Notu:

1- Makalelerde ifade edilen görüşler yazarın sorumluluğundadır, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

2- Bu röportaj Bianet ile yapılmış ve daha önce bir bölümü Bianet’te yayımlanmıştır.

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!