Atak Logo

Atak Menü

İSTİHBARAT TOPLANTISI ŞAM’DA (Mihrac Ural)

24 Kasım 2025, 18:24 | Yazar: Mihrac Ural | Kategori: Ortadoğu
İSTİHBARAT TOPLANTISI ŞAM’DA (Mihrac Ural)

 

16 Kasım 2025 tarihinde Rus, Türk, MI6, ABD (İsrail) istihbaratı Şam’da toplandı. İlginç olan şey, bu birbirine zıt istihbarat çetelerinin Suriye başkentinde bir araya gelerek başıbozuk, kendilerine zıt teröristleri vurma kararı almalarıdır. Karar, esasında Colani’nin Beyaz Saray’daki toplantısında verilmişti. Bu karar, yakında Şam’da toplanacak olan istihbarat teşkilatlarınca da düzenlenecekti. Böylece o günden bugüne bağlı olarak, bu istihbarat teşkilatları toplantısını yapıyordu. Burada ayrıca belirtmemiz gereken bir nokta, Mahir Şara’nın kendini istediği kadar gizlese de Suriye’de dönen tüm kirli işlerden sorumlu olduğudur. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak üstlendiği görevle, Suriye’de dönen her şeyin yöneticisidir. Kardeşi olan Colani’yi yönlendiren, ülkenin hangi yöne kayması gerektiğini belirleyen Mahir Şara, karanlık işlerin tümünden sorumlu bir adamdır. Bunun öncelikle bilinmesi gerekmektedir. 

 

Suriye dört parçaya ayrıldı 

 

Suriye dört parçaya ayrılıyordu. Kuzeyde Türkiye denetimi olacaktı; ancak bu hakimiyet, İdlib, Hama’nın doğu yakası, Humus’un doğu bölgesi ve Der el Zor’un batı yakası bu denetim sahası içinde olacaktı. Batıda ise Rusların hakimiyeti, Lazkiye, Tartus, Humus’un batı yakası ile Hama’nın batı yakasında olacaktı. Bir de Rusların güneyde, İsrail’in hakim olacağı Suveyda, Dera, Kunaytra bölgesinin Şam ile bağlantısını koruyacağı ifade edilecektir. ABD ise tüm bu bölgelerden sorumlu olarak denetim masasında bulunacak; ayrıca Türkiye’nin denetimine sunulan bölgelerde tüm harekâtı düzenleme ve bilgi alışverişinde bulunacaktır. İngilizler, MI6 ile Şam şehrinin ve Cumhurbaşkanlığı sarayının korunmasıyla ilgili çabalar içinde olacak ve Suriye genelinde oluşacak tüm eylemlerin merkez üssü olacak olan odada bulunacaktır. İsrail, güney Suriye bölgesinde fiili olan işgallerini korumak, Ruslarla birlikte sahil bölgesinde etkin olmak ve Rusların güneyde koruma gücü olmasını desteklemek gibi çabaları olacaktır. Ancak İsrail, Türkiye’nin kuzeyden daha ileri gidişini istemiyor; bu nedenle Hama, Humus ve Der el Zor bölgelerinde varlık olmaması için, sadece bilgi alışverişinde bulunmasına göz yumacaktır. SDG, kendi alanında hakim olması dolayısıyla, kuzeydoğu bölgesi denetim altına alınarak Suriye genelinde geçerli olacak terör öbekleri vurulacaktır. 

 

Böylece Suriye denilen alan tam bir sömürgeci planla yönetilecek ve bu ahlaksız Colani’nin iktidarının devam etmesini sağlayacaktır. Bu planlamanın hiçbir şekilde Suriye halkına yararı olmayacaktır. Zaten bu ülkeler, kendi çıkarlarını düşündükleri için Suriye halkı diye bir halkın çıkarlarını göz önünde tutmayacaktır. Buna rağmen bu bölünme, Suriye için oldukça avantajlı bir son yaratabilir mi? Federasyon oluşturma çabalarına bir biçimde katkı sağlayabilir mi? 

 

Ruslar Suriye’nin batısında konuşlandırıldı 

 

Ruslar’ın, Suriye’nin batı yakasında yani sahil bölgesinde iki üssü vardır; biri deniz üssü Tartus’ta bulunan, diğeri ise hava üssü olan Himeymin üssüdür. Bunları korumak, anlaşmalara göre, 49 yıllık plan gereği elinde tutacağı bir alan olarak bu bölgeyle daha yakından ilgilidir. Bölge Alevi bölgesidir ve Alevilerin ezici çoğunluğu federasyon taraflısıdır. Bu açıdan bu iki anlayış, ortak bir noktada bölgenin federasyonu kazanma şansı olabilir. Özellikle Rojava’da ve Dürzilerin egemen oldukları Suveyda bölgesinde Rusların rol alacağını göz önünde tutarak bu yaklaşımların olumlu olmasını bekleyebiliriz. 

 

Ruslar, batı bölgesinde etkin olacaktır. Şimdiden kimi noktalara asker konuşlandırdı. Bölge halkından susmasını, hiçbir çabaya yönelmemesini istemektedir. Bu istek ardından olumlu şeyler gelebilir mi bilinmiyor; ama yanında taşıdığı Esad’ın askeri ve subayları bu işe ne kadar dayanabileceklerini kestirmek zordur. 

 

Bu arada ekonomik olarak güçlü olan Rami Mahluf gibi öncü kişiliklerin, Eyman Caber gibi eğitimli öncü kişilerin, askeri olarak Muhammed Caber, Liva Süheyl Hasan, Liva Kemal Hasan gibi bilinen özgün kişilerin kendi ülkelerinde ne zamana kadar sessiz kalmalarını sağlayabilir, bunu kestirmek zordur. Basına yansıyan haberlere göre, önümüzdeki son 15 günde bir şeyler olacağına ilişkin kanaatler bulunmaktadır. Ama Ruslar öyle kulaktan dolma bilgilerle hareket etmezler. Ruslar her işlerini öyle ağırdan alarak yaparlar; bunun için sahil bölgesinde bir şeyler yapacaklarına inanmak şimdilik zordur. 

 

Bu bölge Alevi halkının taleplerine bakan bir bölgedir. Bu bölgede çoğunluğun Aleviler olmasına karşın, Sünni azınlığın gösterdiği kimi tepkiler, Knaysan ve Slaybi mahallelerinde dün gösterdikleri provokatif “Aleviler tabuta, Hıristiyanlar Beyrut’a” türü söylemler ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Bu mahalleler, daha çok doğudan gelip yerleşmiş olan İdlib’li göçmenlerin yarattığı ortamlardır. Bu bölgeler geçmişte hiçbir şekilde eylem yapmamış olan, normal yaşam içinde bulunan bölgelerdi. Ancak şimdilerde iktidarda olan terör unsurlarının, Colani ve çevresinin arzularına uygun eylemlere girişiyorlar. Her gün öldürme, kadın kaçırma, fidye isteme gibi eylemlerle varlıkları toplu tehlikede olan Aleviler, tepkilerini de gösterecekleri bir fırsat bekliyor gibiler. Bu satırların yazıldığı anda 5 insanı kahvede otururken gelip öldürdüler. Bu ortam Aleviler için kabul edilemez bir ortamdır. Alevilerin susması ya da susturulması tepkilerinin yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Bu gidişle gerginlik artmakta, önlenmesi mümkün olmayan hallere gelmektedir. Ruslar bu durumda ne yapacaktır? Susturma çabasının sınırlarına gelip dayandığı bu ortamda çok şeyin yapılabileceğini sanmıyorum. 

 

Ruslar yapılan anlaşmalara göre başıbozuk, Çeçen, Özbek, Uygur, Tunuslu, Mısırlı, Faslı, Cezayirli ve benzeri terör şebekelerini vurmak, onları ülkelerine göndermek üzere yapabilecekleri çok şey vardır. Ayrıca Suriyeli olan terör şebekeleri de azımsanmayacak kadar çokturlar. Bu nedenle kendi aralarında neyi nasıl bölüştülerse, kolay olmayacaktır. Bu toplantıda birbirlerini denemek için, ABD’nin gözlemesi için yapılacak göstermelik işler dışında bir şeylerin yapılabilmesi mümkün değildir. 

 

Türkiye Halep ve çevresiyle ilgili konuşlandırıldı 

 

Türkiye Halep ve çevresiyle ilgili olacaktır. İsrail, Türkiye’nin başka yerlerde olmasını istemiyor. Bu durumda Türkiye MİT aracılığıyla kendi adamlarını mı vuracak? Bu soru herkesçe sorulmaktadır. Türkiye, Suriye’de terörün besleyicisi ve koruyucusudur. Kendisinin beslediği bu unsurları nasıl vuracak, nasıl dağıtacaktır, belli değil. Bu terör şebekeleri daha çok sınır boyunca yerleşmiş bulunmaktadırlar. Çeçenler, Özbekler, Uygurlar ve diğerleri Türkiye’den aldıkları güçle, parayla, destekle, istihbaratla varlıklarını sürdürmektedirler. Türkiye, MİT aracılığıyla destekledikleri bunca insan, büyük insan dalgaları olarak Suriye savaşına katıldılar. Bunların Türkiye’de varlıkları halen sürmektedir. Suriye’de bunlar aileleriyle birlikte göç ettiler. Her iki ülkede varlıkları olan terör şebekelerini kim takip edecek, kim vuracak, hiç belli değildir. İstenilen, başıbozuk bu kitlelerin, insanlığa zarar verecek bir kitle olarak yaşamaya devam etmesidir. Zaten bu kadar istihbaratın bir araya sorunsuz gelişi, kendi yarattıkları terörün ölümünü değil de yaşamını sürdürmek üzeredir. Bu koşullarda, 90’ıncı ülke olarak “Uluslararası İttifaka” Suriye’nin de katılışı başka anlama gelmiyor; 90 ülke bir küçük terör örgütünü yok edemiyor, olacak şey değil. Açık savaşta SDG kuvvetleri, IŞİD’i yapılan basit yardımlarla yenilgiye uğratmıştı. On binlerce kişisini de tutsak etmişti. Bu bile gösteriyor ki IŞİD gibi çeteleri yenilgiye uğratmak öyle zor değildir. 

 

Erdoğan, baştan itibaren sınırlarını Suriyeli sığınmacılara açmıştı. Hiçbir gerekçesi olmadan milyonlarca insan Türkiye’ye sığındı. MİT, bu sığınmacılardan çoğuyla diyaloğa girdi. Bunların son on dört yılda büyüyen kuşakları gerici dini eğitimle büyütüldüler. 

 

Şimdi de sıra bunların Suriye’ye dönüşlerini kolaylaştırmaktadır. Böylece bir kuşak boyunca eğittikleri insanları kobay olarak Suriye’ye gerisin geriye iade ediyorlar. Bu durumda Erdoğan, yeni yetişmiş gerici/İslamcı bir kuşakla Suriye’de hüküm sürme planları yapmaktadır. Bu şekilde elinde hazır yüz binlerce insan bulunmaktadır. Bu istihbarat toplantılarında kimi yakalayacak, kimi öldürecekler, bunun güvenilir bir yanı olabilir mi? Bu açıdan Türkiye’yi denemek boşuna bir çabadır. ABD bu işlerde farklı amaçlara sahiptir. Erdoğan, denenmeyecek kadar sahtekardır; bu sahtekarlığını da Trump Beyaz Saray’da açıkça dile getirmiş, “bu sahte işleri en iyi siz bilirsiniz” diyerek ifade etmiştir. 

 

Her şey ABD’nin denetimindedir 

 

ABD, bu işlerin ana dümeninde bulunacaktır. Yani hiç kayıp vermeden çevresine topladığı bu istihbaratları deneyecektir. Denemelerin en önemlisi de Colani için yapılacaktır. Bu toplantıda, Beyaz Saray’da dile gelen 5 maddenin Colani tarafından nasıl değerlendirileceğine bakılacaktır. Trump, Colani’ye “senden bir şey istemiyoruz, herhangi bir kuvvet veya savaşa filen katılımını istemiyoruz. Senin yapacağın tek şey bize istihbarat vermek. Nerede kim var, kaç kişiler, liderleri kimdir, hangi ülkeden gelmişler vb. tüm bilgileri istiyoruz. Gerisine karşıma biz gerekeni yapacağız” diyerek göndermişti. ABD, Suriye’de, özellikle de Tenif bölgesinde önemli ölçüde askeri yığınak yapmıştır; her türden askeri eğitim, dil kursları ve savaşta ihtiyaç duyulabilecek her eksikliği giderecek ölçüde düzenli bir birikim yapmıştır. Tenif bölgesi çok önceden ABD tarafından istilaya uğramıştır. Bu bölge, kumun silikon açısından çok verimli olduğu, dünyada bir numara olan bu servete el koymuştur. Tenif bölgesi askeri açıdan çok önemsiz bir bölge olmasına karşın, kaliteli yer altı varlıklarıyla ABD için vazgeçilmez bir olanaktır. 

 

ABD, bu toplantıda İsrail’i koruma adına vardır. Suriye alanı, Türkiye ile İsrail arasında önemli boğazlaşma mekânıdır. Bu alandaki sorunlar iki gücün çatışmasız şekilde, belli bir uyum içinde İsrail lehine çözülebilir olarak görülmektedir. Bu açıdan ABD görevleri uygun biçimde dağıtacak, kendi çıkarlarını da zedelemeden yönetecektir. ABD için İsrail birinci plandadır; Rojava ise Türkiye’yi zedelemeden korunması gereken bir alandır. Dikkat edilirse, Amerika istihbarat birimleri Rojava’ya artan önem vermesine karşılık Trump olaya öyle bakmaktadır. Buna rağmen koruma eğilimi, savaş çıkmamasıaçısından önemle korunmaktadır. Trump, Türkiye’nin ısrarla Rojava’ya savaş açma arzularına engel koymuştur. Rojava böylece korunmaktadır. Böyle olmasa ve Türkiye saldırırsa Rojava kendi gücüyle ona karşı koyabilecek kadar temkinlidir. 

 

Rojava sağlam ilerliyor 

 

Rojava’da durumlar sağlamdır. Bu yörede Kürtler sağlam adımlar atmıştır. Askeri açıdan çok önemli çalışmaları vardır. Bu çalışmalar, Suriye’nin olası ordu kurma girişiminde önemli bir role sahiptir. Colani’nin sağda solda yürüttüğü karalamalar hiçbir işe yaramıyor; Rojava da savaşa hazırız demekte ve Amerika’ya gerekirse meydan okumaktadır. Bu işaretler askeri açıdan güçlü olduğuna bir işarettir. Ayrıca “hiç kimseye bağlı değiliz” diyerek açık tavrıyla güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. 

 

Başkan Öcalan, Rojava’nın özgün yapısına dikkat çekerek silahlarını bırakmaması yönünde mesajlar vermektedir. Bu durumda Rojava’nın kendi ülkesinde nasıl davranacağını, bunun bağımsızca yerine getirilebileceğine işaret ediyor. 

 

Bu toplantıda Ruslar, Türkler ve Amerikalılar yer aldı. Amerika, İsrail ve İngilizler adına oradaydı. Ancak bilgiler anında ilgili taraflara iletiliyordu. Bu bilgiler Türkiye’nin deneneceği yönündeydi. Türkiye, Suriye’deki tüm olumsuz güçlerin üreticisi ve destekleyicisiydi. Bu açıdan Türkiye’nin neler yapabileceği gözlemleniyordu. Trump, Erdoğan’ı son toplantıda 225 adet uçak alımıyla ilgili olarak övüp durdu. “Cesur bir lider” olarak övmesi bundandır. Suriye’de, Erdoğan’ın yapacağı işlerle ilgili değildir. Suriye’de bir denemeden geçecektir, onu görecektir. 

 

MI6 merkezde yer alacak 

 

İngilizler, Cumhurbaşkanlığı sarayını korumakla yükümlüdürler. Pratikte diğer tüm işleri Ruslar ve Türkiye üstlenecektir. Ancak İngilizler gelişmelerden an be an haberdar edilecek ve mücadele edilmesi gereken yerde tutum alacaktır. Herkes biliyor ki Colani, İngiliz istihbaratı MI6 tarafından organize edilmiş biridir; varlığı da o birime bağlıdır. Ortadan silinecek zamanı bu birim belirleyecektir. Son altı aylık süreç Colani’nin kaderini belirleyecektir; altı aylık süreç Trump’un ertelediği Kayzer (Sezar) yaptırımlarının altı aylık uzatılmasıyla ilgilidir. 

 

İsrail Suriye güneyinde egemen olacak 

 

İsrail, Suriye güney hattını elinde tutacak; ayrıca Rusların sahil bölgesinde yapacakları her çalışmayı birlikte yürüteceklerdir. Belki bu aralar pratik işler yüklenmese de gelecek günlerde ihtiyaç duyması halinde o alanda da fiili girişimde bulunacaktır. İsrail, Alevilere çok güvenmemektedir. İran’ın bu insanlar üzerinde etkisinin olacağını düşünmektedir. Buna rağmen, son günlerde “azınlıklar toplantısı”na ev sahipliği yapmıştır; ayrıca Mendi adlı bir resmi İsrail devleti görevlisi, Salah Neyyuf diye Aleviler arasında önemle anılan biri için, “İsrail’de bakanlar tarafından pratik gelişmeler için öncü bir lider olarak görüldüğünü” dile getirdi. Bu ilk işaretler, İsrail’in Aleviler lehine bir adım atabileceğini göstermektedir. Aleviler kurtuluşları için kim ne katarsa ona destek vereceklerdir. Bu açıdan sorunları yoktur. 

 

Kürtler, Aleviler, Dürziler birlikte kurtulacak 

 

Alevilerin çaresizliği devam ediyor. Bu çaresizlikten kurtulmaları 2. Mekzun es Sincari’nin uzatacağı elle olacaktır. Yani geçmişte, bundan 800 yıl önce Mekzun es Sincari, Kürt emiri olarak nasıl gelip Alevileri ölümden çıkartmışsa, aynıyla bu kez 2. Mekzun es Sincari Mazlum Abdi ve Sipan Hamo komutanlar gelip kurtaracaktır. Bu kurtuluş ne Ruslardan ne de İsrail’den gelecektir. Bu toprakların birbirine lazım olan güçleri, bir arada kurtuluş mücadelesi verecektir. Aleviler buna inanmakta ve buna güvenmektedir. 12,000 askeri hazır olarak, Kürt kardeşleriyle birlikte eğitilmekte, birlikte mevzileri tutmakta ve kurtuluş anı geldiğinde hep birlikte o alanda olunacaktır. 

 

Bu istihbarat teşkilatları kendi ülkelerinin çıkarlarını aramaktadırlar; hiçbiri Suriye’de gerekli çözümü üretmeyecektir. Bir tarafta Kürtler, diğer tarafta Dürziler ve Aleviler bu toplantılardan hiçbir sonuç alamayacaktır. Terör şebekeleri ve başlarında olan sahtekar Colani darbeler alabilir; ancak Kürtler, Dürziler ve Aleviler bu toplantılardan ve fiillerinden açık bir sonuç almayacaktır. Her biri kendi alanında gücünü toparlayarak, birbirlerine gerekli desteği vererek kurtuluşunu sağlayacaktır. Unutulmaz kıyımlara muhatap olduk; Aleviler 50,000 kişiyi 24 saat içinde şehit verdiler, Kürtler Afrin ve diğer hamlelerde 25,000 civarında şehit verdiler, Dürziler ise 4,000 şehit verdiler. Bu kadar açık cürüm, dünyanın neresinde cezasız kaldı, neresinde bu cürüm suçsuz sayıldı? Bu açıdan diyoruz ki, istihbarat toplantılarıyla değil, kendi gücümüzle bu kurtuluşu sağlamalıyız. O zaman kendini kurtarmış olan Kürtlerin, Dürzilerin ve Alevilerin yanına boyun bükerek gelecekler. İşte o zaman başarı şansı katlanmış olacak ve hiçbir istihbarat teşkilatı öyle başıboş olarak bu topraklarda dolaşmayacaktır.

 

_______________________________________________________________________________

 

Atak Dergisi Notu: Makalede ifade edilen görüşler yazara aittir, ATAK Dergisi’nin görüşlerini yansıtmayabilir.

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!