"Dünya" Kategorisi
Savaş Sürecinde Sosyalist Tutum (Rıza Aydın)
Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin duyulmaya başladığı süreçte sosyalistler, 1912 yılında İkinci Enternasyonal’in öncülüğünde Basel’de toplanarak gelmekte olan savaşa karşı tutumlarını görüştüler. Çıkacak olan savaşın bir pazar ve paylaşım savaşı olduğu, bu nedenle savaşan emperyalist ülkelerden hiçbirinin desteklenmeyeceği kararı alındı. Ancak 1914 yılında savaş başlayınca bu karardan dönülmesi sosyalist hareket içinde büyük bir tartışma ve ayrışma yarattı.
Üçüncü Yol mu, İkinci Cephe mi?(Mehmet Güzel)
“Şu anda konu İran’ın ne kadar demokratik olup olmadığı değil; açıkça, vahşice ve emperyalist amaçlarla saldırıya maruz kalmış olmasıdır. Ya bunu destekliyorsundur ya da karşısındasındır. Bu uluslararası haydutluk döneminde muktedir ülkelerin saldırıları karşısında çeşitli bahanelere sarılmak açıkça muktedirden yana tavır almaktır. Emperyalist müdahaleler karşısında tarafsızlık iddiası genellikle saldırganın yanında saf tutmak anlamına gelir.”
KAİSARİANİ VE DEVLET ŞİDDETİNİN SÜREKLİLİĞİ (Haydar Avşar)
1 Mayıs 1944’te Kaisariani’de 200 komünistin infazı, yalnızca Nazi işgalinin misillemesi değil; Ioannis Metaxas döneminden işgal ve iç savaş sürecine uzanan anti-komünist devlet şiddetinin sınıfsal ve ideolojik sürekliliğini gösteren, devrimci öznenin ölüm anında dahi tarihsel bilinçle kurulduğunu ortaya koyan siyasal bir tasfiye, kolektif hafızada direnişin kalıcı sembolüdür.
21 ŞUBAT “Uluslararası Anadili Günü” (Mihrac Ural)
“Anadil işte öyle bir şey, o özgürlüğü iliklerine kadar yaşama özgürlüğüdür. Anadili ana sütü gibi helal kılan da işte bu özgürlüktür. Bunun için ısrarla anadilime özgürlük diyorum. Bu nedenle, haklı tek cümlelik talebimiz hep gündemdedir: ‘ANADİLLE DEVLETİN RESMİ OKULLARINDA EĞİTİM HAKKI.’ Bu özgürlüklerin ilk adımıdır.”
Epstein Adası ve Bebek Oteli: Kapitalist Çürüme, Seçici Bilgi ve Sosyalist Çözüm (Haydar Avşar)
“Epstein Adası ve Bebek Oteli vakaları, bireysel sapkınlık değil, kapitalist sistemin ürettiği yapısal çürümenin sonucudur. Elit dokunulmazlığı, seçici hukuk, bilgi-iktidar ilişkileri ve medya manipülasyonu bu çürümeyi gizler. Çözüm, yüzeysel reformlarda değil; kolektif örgütlülük, şeffaflık ve sosyalist üretim ilişkileriyle eşit, hesap verebilir bir toplumsal düzenin inşasındadır; bu süreç bireyleri korur ve sınıfsal sömürüyü ortadan kaldırır.”
Türkiye solunun acı tecrübesi İsveç soluna da ders olabilir (Hamza Yalçın)
“Metin, Türkiye’nin emperyalizme bağımlı yapısını, AKP’nin Batı adına yürüttüğü alt-emperyalist politikaları ve bunun sol üzerindeki yıkıcı etkilerini tartışıyor. Türk solunun bölünmesi, antiemperyalist bilincin felci ve koordinasyonsuzluk eleştirilirken, bu acı deneyimin İsveç solu için dersler sunduğu; Ortadoğu savaşları ve Kürt meselesi bağlamında birleşik mücadeleyi savunduğu vurgulanıyor, antiemperyalist, sosyalist ve dayanışmacı bir perspektifle ele alındığı ısrarla belirtiliyor.”
