Atak Logo

Atak Menü

GENÇLERİN ÖNÜNDE DURMAYIN! (Mehmet Güzel)

GENÇLERİN ÖNÜNDE DURMAYIN! (Mehmet Güzel)

Mahmut Bilgin... 

 

Kurtuluş Lisesi’nde Beden Eğitimi öğretmenimdi. Onu sevmeyen bir öğrenci var mıdır, zannetmiyorum, en azından ben görmemiştim. 

 

Söylemeye gerek yok, benim de çok sevdiğim bir öğretmenimdi. Şimdi beni hatırlayacağını hiç sanmıyorum. 

 

Kurtuluş Orta Okulu ve Lisesi’nin buluşması ile ilgili fotoğraflar ve videolar, ilgili Facebook sayfasında yayınlanınca hepsini izledim. Duygu ve özlem yoğunluklu bir buluşma olduğu çok açıktır. Dünün zıpır gençlerinin bugün saçları sakalları ağarmış, çocuğa toruna karışmış halleriyle buluşmaları çok özel bir duygu tufanı yaratmış olmalı. Paylaşımları izleyen biri olarak bu hissi aldığıma göre buluşmaya katılanlar kim bilir hangi duyguyu yaşamışlardır. 

 

Konuşmacılar içerisinde Mahmut Bilgin hocamı da gördüm, neredeyse 1979’da gibiydi. Engels’in tarihsel gelişim hakkındaki tezlerini boşa çıkarır gibi yıllara meydan okumuş! 

 

Mahmut Bilgin hocamla ilgili bir anı depreşti zihnimde. 

 

Lise 2 yıllarındaydı galiba... Yani 1979’da. 

 

Antakya parkının ana giriş kapısının karşısında bir yerde, o zamanlardaki adıyla Meslek Lisesi (şimdiki adı Erol Bilecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi) önündeydim. Ticaret Lisesi'nin sabahçı öğrencileri okuldan çıkmış, kortej halinde Armutlu mahallesine doğru ilerliyordu. O dönemlerde ilerici-devrimci öğrencilere faşistler sık sık saldırıyorlardı. Hatta böylesi bir saldırıda Eğitim Enstitüsü öğrencisi olan Sühan Över katledilmişti. Bu yüzden okul çıkışında öğrenciler, saldırı olma ihtimali olan yerlerden geçerken kortej halinde yürüyorlardı. 

 

Ticaret Lisesi’nin öğrenci korteji slogan atarak ilerlerken sivil polisler etraflarında dolanıyor, kimi polisler de beyaz Reno’larla gidip geliyorlardı. Niyetlerinin hiç iyi olmadığı her davranışlarından belliydi. Avının zayıf anını kollayan çakallar sürüsü gibi öğrenci kortejinin etrafında dolanıyorlardı. Kortej yaklaşırken uzaktan ben bunu gözlemledim ve bir tehlike sezdim. Kortejin içinde Mithat Gönenç’i gördüm. Yanına gidip gözlemimi aktardım ve kortejin dağılmasına izin vermemeleri gerektiğini, zayıflarsa polislerin saldırma ihtimali olduğunu söyledim. O zaman 15 yaşında bir çocuktum! 

 

Mithat uyarımı dinledi ve başıyla onaylayarak kortejle birlikte yürümeye devam etti. Ama kortej her sokak başına geldikçe bazı öğrenciler ara sokaklardan ayrılarak evlerine doğru yöneliyorlardı. Ben de “İstanbul Saz Evi”nin önüne kadar geldim ve orada bekledim. 

 

Kortej Kapalı Spor Salonuna doğru yaklaşmışken iyice zayıflamış olmalı ki oralarda polisler saldırdı. Bazı öğrencileri o beyaz Reno’lara doldurarak köprüye doğru hareket ettiler. 

 

Ben bulunduğum yerde her iki elime birer taş alarak bekledim. Beyaz Reno tam karşıma gelince her iki taşı peş peşe arabaya fırlattım. Camlar paramparça oldu. Panikle araç durdu. Polisler aşağı inip bana doğru koştular. Bu arada arabada gözaltına alınanlar kaçmış olmalılar. 

 

Ben de Kantarma sokağın içine doğru kaçmak için yeltendim ki önümde beliren birisini iterek sokağa daldım. Polis tabancasını çekip peşimden 5-6 kurşun sıktı. Ben buna aldırmadan koşmaya devam ettim. Oradaki Vali Ürgen İlk Okulu’nun duvarından bahçeye atlayıp oradan da askeri lojmanların arkasındaki dereye kadar koştum. Hala peşimden geldiklerini zannederek dereye atladım ve güya izimi kaybetmek için derenin içinden Asi nehrine kadar yine koşmaya devam ettim. Oradan çıkıp Armutlu Mahallesi’ne ve oradan da Gazi Mahallesi’nde kaldığımız öğrenci evine vardım. Eve yetiştiğimde göğsüm körük gibi inip kalkıyordu. Nefesimin düzelmesi uzun süre almıştı. 

 

15 yaşında bir çocuk polis aracını taşlayarak camlarını indirmiş, gözaltına alınanların kaçmasına neden olup kaçmış ve arkasından kurşun sıkılmış!.. Ve yakalanmadan kaçmayı başarmış! 

 

Bir çocuk için fena değil! 

 

Ertesi günü normal olarak okula gittim. Yaşadığım olay dünde kalmıştı ve hiç de aklımda değildi. Okul idaresinin önlerinde Mahmut Bilgin hocam beni gördü, yanına çağırdı. Gittim. 

 

- “Mehmet, dün iyi spor yaptın mı?”  

 

Anlam veremedim. 

 

- “Hayır hocam, dün spor yapmadım.”  

 

Olayla bağlantıyı kuramadığımı anlayınca, “oğlum önüne çıkan kişi ben değil de ya polis olsaydı!” ve “arkandan bu kadar kurşun sıktılar, ya biri sana isabet etseydi” dedi. 

 

Meğer sokağa doğru kaçmaya yeltendiğim anda önümde beliren ve ittiğim kişi Mahmut Hoca’ymış! 

 

11 Ağustos 2021

 

 

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!