Haydar Avşar
Yazarın Tüm İçerikleri
ONTOLOJİK KOPUŞUN TARİHSEL KÖKENLERİ VE İNSANIN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜ (Haydar Avşar)
İnsanın doğadan kopuşu, soyut bir metafizik ayrım değil, tarihsel-toplumsal üretim süreçlerinin evrimiyle ortaya çıkan somut bir olgudur. İlkel topluluklarda insan ve doğa arasında katı bir sınır yoktu; doğa canlı, hareketli ve kendi başına bir varlık olarak görülüyordu. İnsan ile doğa arasındaki ilişki karşılıklı bir uyum ve ortak varoluş temelindeydi. Ancak üretim araçlarının belirli ellerde yoğunlaşması, tarımsal ve hayvansal üretimin gelişimiyle birlikte, doğa artık bir nesne olarak algılanmaya başladı. Bu dönemde insanın doğayla bütünlüğü yerini, doğa üzerinde tasarruf hakkı iddiasına bıraktı. Böylece ontolojik kopuş, insanın kendi içsel bütünlüğünden uzaklaşmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşti.
KAPİTALİST YAPISAL AYRIŞMANIN EKONOMİ POLİTİĞİ: EKONOMİK, SİYASAL VE İDEOLOJİK ALANLARIN YARILMASI EKSENİNDE SINIFSAL TERCİHLERİN DÖNÜŞÜMÜ (Haydar Avşar)
Siyaset Bilimi, Sosyoloji ve Ekonomi Politik Disiplinlerinde Akademik Bir İnceleme ÖZET Bu çalışma, feodal üretim tarzından kapitalist modernleşmeye geçiş sürecinde …
Ulusal Birlik, Feodal Sınıfsal Yapı ve Kürd Siyasal Alanı: Marksist Bir İnceleme (Haydar Avşar)
Kürd siyasal alanında ulusal birlik tartışmaları sıklıkla kültürel farklılıklar, tarihsel kırılmalar ve siyasal liderlik sorunları üzerinden ele alınmaktadır. Oysa bu yaklaşım, sorunun özünü görünmez kılar. Mesele, farklılıkların varlığı değil; bu farklılıkları bir arada tutacak maddi, sınıfsal ve kurumsal zeminin tarihsel olarak kurulamamış olmasıdır.
TÜRK-İSLAM’DAN ARAP-KÜRT-İSLAM’A: ALEVİLİĞİN YENİDEN KURGULANMASI (Haydar Avşar)
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Türk-İslam sentezinden günümüz Kürt-Arap İslam akademik okumalarına kadar pek çok yönlendirme, Aleviliğin direnişçi özünü görünmez kılmaya çalışmıştır. Bu makale, Aleviliğin tarihsel ve toplumsal pratiğini, akademik ve siyasi yönlendirmeler bağlamında saha örnekleri, şecere ve menkıbelerin analiziyle yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle Yeni Osmanlıcılık paradigması ve bölgesel jeopolitik stratejiler çerçevesinde Aleviliğin akademik ve ideolojik yönlendirilmesine odaklanacaktır.
Batılı Tarih Tezinin İçselleştirilmesi ve Zamansal Öz-Sömürgeleştirme (Haydar Avşar)
Batı merkezli tarih tezi, sömürgeleştirilen toplumlarda yalnızca dışsal bir anlatı olarak değil, eğitim, akademi ve modernleşme söylemleri aracılığıyla içselleştirilerek kalıcılaşır. Bu süreç, tarihsel deneyimleri Batı’nın çizgisel ilerleme modeli içinde yeniden kurar ve zamansal öz-sömürgeleştirmeye yol açar. Epistemik özgürleşme ise ancak tarihin çoğul zamansallıklar ve çok merkezli bilgi havzaları olarak yeniden düşünülmesiyle mümkündür.
Mekânın ve Tarihin Sömürgeleştirilmesi (Haydar Avşar)
Harita ve tarih çoğu zaman nötr bilgi araçları olarak görülse de, gerçekte iktidarın mekânı ve zamanı düzenleme biçimleridir. Gerardus Mercator projeksiyonu dünyayı ölçülebilir bir yüzeye indirgerken, doğrusal tarih anlayışı geçmişi tek bir merkeze bağlar. Bu makale, kartografya ve tarih yazımının nasıl birlikte işleyerek küresel hiyerarşiler ürettiğini ve bazı coğrafyaları hem mekânda hem zamanda görünmez kıldığını tartışır.
