Sibel Özbudun
Yazarın Tüm İçerikleri
KAPİTALİSTLERİN DE “ÜTOPYA”LARI VAR![*] (SİBEL ÖZBUDUN)
Çağımız eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüme tanıklık ediyor. Yine de, insanlık en büyük ileri adımın eşiğinde dururken, var olan siyasal yapılar seçilmiş bir amaçtansa, coğrafi bir rastlantıya bağlı kalıyor; yükselen yüceliktense salt sürdürüme adanmış durumdalar, zafer peşinde koşmaktansa çöküşü yönetmekle ilgililer…
56. SENE-İ DEVRİYESİNDE 15-16 HAZİRAN VE BUGÜN(ÜMÜZ)[*] SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER
“Bir çiçek duruyordu orda bir yerde Bir yanlışı düzeltircesine açmış; Gelmiş ta ağzımın kenarında Konuşur durur.”[1] 15-16 Haziran 1970 kalkışması, …
VERİLER İLE EKONOMİ-POLİTİK HÂL-İ PÜR MELÂL(İMİZ)! (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER)
Bu güzergâhta “Uğraşların zahmetlerinden kaçınırsan, umursamazlığın felaketleriyle karşılaşacaksın.”[123] Ama hiçbir biçimde Emma Goldman’ın, “Hiçbir insan dünya üzerinde tek bir köle kalmayana dek güvende değildir”; V. İ. Lenin’in, “Umutsuzluk, kötülüğün nedenlerini anlamayan, çıkış yolu göremeyen ve mücadele etme yeteneğinden yoksun olanların tipik özelliğidir,” uyarısını “es” geçmeyeceksin. Çünkü ezilenlerin umutlu itirazı, kapitalistlere gerçek efendilerin kendileri değil, haklarını giderek daha fazla fark eden yoksulların olduğunu hatırlatır. Böylelikle de ezilenler, durumlarının umutsuz olmadığını, yalnız olmadıklarını ve başka bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlatır.
“AYKIRI KADINLAR” TARİHİNDEN: VİLMA ESPÍN[*] (SİBEL ÖZBUDUN)
Ancak 26 Temmuz 1953 günü Fidel Castro öncülüğünde bir grup devrimcinin Moncada kışlasına düzenlediği baskın Vilma’nın (ve tüm Küba’nın) yaşamında bir dönüm noktası olacaktı. Santiago’daki öğrenci çevresi olaya hazırlıksızdı: “Ne olduğuna dair hiçbir bilgimiz yoktu,” diyecekti Vilma, yıllar sonra. “Castro Santiago’da pek az tanınıyordu - yalnızca Ortodoxos’un (Küba Halk Partisi) genç lideri olarak bilinirdi. Ama Santiago’daki bu eylemi pek çok kişinin sempatisini kazandırdı.”[7] Yine de, Batista’nın güçlerinin amansızca karşılık verdiği bir avuç devrimciye sahip çıkmak için ellerinden geleni yaptılar. Olayı izleyen katliamdan sağ kurtulabilenleri evlerinde sakladılar, yaralıları kendi imkânlarıyla tedavi ettiler… Bildiri dağıttılar, afişleme yaptılar, korsan mitingler düzenlediler, örgüt evleri oluşturdular…
YASA(K)LARA SAYGILI SENDİKACILIK OL(A)MAZ![*] (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER)
Günün bilançosu, bol miktarda -bazıları doğrudan göstericilerin gözüne sıkılan- biber gazı, yakın plandan atılan plastik mermiler, kafalarına basılarak yerlere yatırılan gençler, saçlarından sürüklenen kadınlar… Ve valilik açıklamasına göre toplam 575 gözaltı. Tümü ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılacak 575 kişi: Gözaltıların, yasakların “yasadışı”lığının, beyhudeliğinin valiliğin de bilincinde olduğunun en sarih göstergesi…
İLK RAUND MOLLALARIN, YA SONRASI (MI?)! (Sibel Özbudun-Temel Demirer)
Kapitalizmin emperyalist aşamasında savaşların kaçınılmaz olduğunu savunan bu metin, İran-ABD-İsrail hattındaki çatışmaları yapısal krizin bir sonucu olarak değerlendirir. Taraflar arasındaki farkların yüzeysel olduğunu, asıl sorunun kapitalist sistem olduğunu ileri sürer. Savaşların yıkım üzerinden yeniden birikim sağladığını, küresel krizleri derinleştirdiğini ve insanlığı daha büyük felaketlere sürüklediğini vurgular. Çözüm olarak devrimci dönüşümü işaret eder.
