Temel Demirer
Yazarın Tüm İçerikleri
ŞİİR, ŞİİR… ISRARLA VE YİNE, YENİDEN ŞİİR… (TEMEL DEMİRER)
“Şiir alışkanlıklara karşı bir yaylım ateştir.”[1] “Bazılarının sandığı gibi mısralar duyguların değil, deneyimlerin sonucudur. Tek bir mısra yazmak için birçok …
TERENNÜM EDİLEN DİZELERİYLE YAŞIYOR NÂZIM USTA (TEMEL DEMİRER)
“Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim/ Akarsuyun/ Meyve vereceği ağacın/ Serpilen hayatın düşmanı/ Çünkü ölüm vuruş damgasını alınlarına/ -çürüyen diş, dökülen et-/ bir daha dönmemek üzere yıkılıp gidecekler/ ve elbette sevgilim, elbet/dolaşacak elini bırakacak sallaya sallaya/dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla/ bu güzelim memlekette hürriyet” derdi. Şiirin devrimcisi, militanıydı.
NATO “NEYİN NESİ” Mİ?![1] TEMEL DEMİRER
“İhtiyaç her şeyi öğretir, birçok şeylerden de vazgeçirir.”[2] Emperyalist katillerin NATO’su coğrafyamıza bir kez daha geliyor; hem de daha da …
MÜZİĞİN HATIRLATTIKLARI[*] (TEMEL DEMİRER)
“Müzik gerçekliğin aynasıdır.”[1] Nâzım Hikmet’in, “Bize türkülerimizi söyletmiyorlar Robson/ İnci dişli, zenci kardeşim/ Kartal kanatlı kanaryam/ Türkülerimizi söyletmiyorlar bize/ Korkuyorlar …
ÇOĞUNLUK, DEĞİŞİM, DEVRİM[*] (TEMEL DEMİRER)
Yani Angela Davis’in, “Sadece aptallar hayatını parayla değişir”; Gilles Deleuze’ün, “Çoğunluk hiç kimsedir, azınlık herkestir”; Aurelius Augustinus’un, “Herkes yapıyor olsa bile yanlış, yanlıştır”; George Berkeley’in, “Dünyada ki aptalların sayısı, akıllılarınkinden fazladır”; Carl Gustav Jung’un, “Düşünmek zor bir sanattır. Bu sebeple çoğunluk sürüyü takip eder”; Hannah Arendt’in, “İnsanların sonuçları düşünmeksizin çoğunluk görüşüne itaati insanın basitliğidir”; Eugene V. Debs’in, “Tarihte büyük değişiklikler meydana geldiğinde, büyük ilkeler söz konusu olduğunda, kural olarak çoğunluk yanlıştır”; Henrik Ibsen’in, “Gerçeğin çoğunluk tekeline bağlı olduğu yalanına karşı devrim yapmaya kararlıyım!,” diye tarif ettikleri...
EMPERYALİST ABD/ SİYONİST İSRAİL İLE MOLLARŞİ VE İRAN HALKLARI[*] (SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER)
ABD/İsrail ile Mollarşi’nin İranı’nın savaşı, uluslararası sisteminde emperyalist rekabeti net biçimde ortaya koyuyor. Kaldı ki mesele bir savaşın ötesinde, sürdürülemez kapitalizmin organik krizi ile hegemonya dalaşının da yansımasıdır.
