Emperyal Güvenlik Rejimleri, Önlem Devleti ve Kimlik Politikaları (Haydar Avşar)
Özet
Bu makale, NATO-merkezli güvenlik mimarisinin modern emperyalist kapitalist düzen içinde siyasal alanı nasıl yeniden yapılandırdığını Marksist bir perspektifle incelemektedir. NATO, resmi söylemde dışsal tehdide karşı savunma iddiasıyla meşrulaştırılsa da, gerçekte uluslararası sermayenin ve ABD hegemonyasının çıkarlarını güvence altına alan bir önlem devletidir.
Burjuva devletinin kimlik üretimi ve tanımlaması, özneleri tarihsel, toplumsal ve sınıfsal bağlamlarından kopararak, yönetilebilir risk profillerine dönüştürür ve aynı zamanda sağ ve sol hareketleri ideolojik olarak dizayn eder. Demokrasi ve “ortak değerler” söylemi, bu sürecin burjuva meşruiyet maskesi işlevi görür. Makale, NATO–iç güvenlik–demokrasi üçgenini emperyal hegemonya, sınıf çıkarları ve kimlik üretimi/kimliksizleştirme bağlamında tartışmakta ve Almanya–ABD ilişkileri üzerinden somut bir vaka çözümlemesi sunmaktadır.
1. Giriş
Modern iç güvenlik rejimleri, burjuva devletinin önlem devleti işlevini, yani sermaye ve hegemonya çıkarlarını koruyan açık diktatörlük karakterini ortaya koyar. Burjuva devlet, kimlikleri tanımlar, sınıflar arası hiyerarşiyi kurar, özneleri yönetilebilir kategorilere indirger ve siyasi hareketleri ideolojik olarak dizayn eder.
NATO’nun 1949’da kurulması ve Varşova Paktı’nın altı yıl sonra (1955) ortaya çıkması, güvenliğin başından itibaren emperyalist hegemonya aracı ve önlem devleti mantığıyla işlediğini göstermektedir. Güvenlik, dışsal bir tehditten doğmaz; tersine, tehdit algısı uluslararası kapitalist merkezlerin kontrolünü meşrulaştırmak ve kimlikleri ideolojik olarak yönlendirmek için sürekli üretilir.
2. NATO’nun Kurucu İşlevi: Emperyalist Hegemonya ve Önlem Devleti
NATO’nun kuruluşu, Sovyet tehdidine karşı Batı Avrupa’yı savunma iddiasıyla örtülse de, gerçekte ABD ve Batı Avrupa sermaye sınıflarının çıkarlarını güvence altına almak ve potansiyel rakipleri disipline etmek için tasarlanmış bir önlem devletidir.
Lord Ismay’ın üç temel hedefi, ittifakın stratejik mantığını ortaya koyar:
“Sovyetleri dışarıda tutmak, Amerikalıları içeride tutmak, Almanları aşağıda tutmak”
Bu formülasyon, NATO’nun salt bir savunma paktı olmadığını, ABD’nin Avrupa’daki hegemonik kontrolünü kurumsallaştıran bir yapı olduğunu gösterir. Varşova Paktı, bu hegemonik tasarıya karşı bir karşı-aksiyon olarak işlev görmüştür.
3. İç Güvenlik ve İçsel Tehdit
Modern emperyal güvenlik rejimlerinde “içsel tehdit”, önlem devleti mantığı çerçevesinde, burjuva egemenliğinin kontrolünden çıkan özneleri ifade eder. Bu özneler, sermaye çıkarlarıyla uyumsuz hareket eden siyasi partiler, bağımsız toplumsal hareketler ve eleştirel kamu kurumlarıdır.
• Asıl risk, ideolojik değil, kapitalist düzenin öngörülemediği ve yönlendiremediği özerklik kapasitesidir.
• Güvenlik mekanizmaları, bu özneleri izole etmek, sınıflandırmak ve kontrol altına almak için sürekli olarak çalışır.
• Kimlik, devletin tanımladığı ve özneleri yönlendirdiği bir araç olarak işlev görür. Bu kimlik, sadece bireysel aidiyetleri değil, sağ ve sol hareketleri, grupları ve toplumsal aktörleri ideolojik olarak dizayn eder.
4. Demokrasi Söyleminin İkili İşlevi
Burjuva demokrasi söylemi, güvenlik mimarisinin meşruiyetini sağlamak için kullanılır; ancak gerçekte bu, önlem devleti mantığıyla, yani açık burjuva diktatörlüğü işleviyle, sınıf çıkarlarını koruyan sürekli bir denetim ve disipline etme mekanizmasıdır.
Güvenlik mimarisi, demokrasinin normatif ve hak temelli yüzünü değil; önleyici, disipline edici, sınıflandırıcı ve kontrol edici yüzünü hayata geçirir. Kimlik, bu süreçte devletin ideolojik araç olarak hareket eden ve siyasi alanı dizayn eden bir işlevi üstlenir.
5. Kimlik Üretimi, Kimliksizleştirme ve Demokrasi Maskesi
Marksist perspektiften, kimlik üretimi ve kimliksizleştirme, burjuva düzeninin özneleri sınıf çıkarları doğrultusunda soyutlaması, kategorize etmesi ve hiyerarşik olarak konumlandırmasıdır. Bu süreç, yalnızca görünür ve yönetilebilir özneler yaratmakla kalmaz, aynı zamanda demokrasi, özgürlük ve demokratikleşme söylemleriyle meşrulaştırılır.
Ana Mekanizmalar:
1. Demokrasi ve Özgürlük Maskesi: Kimlik meseleleri çoğu zaman “demokratikleşme”, “özgürlük” ve “haklar” söylemleriyle paketlenir. Bu sayede toplumsal olarak cazip hale gelir ve burjuva sınırları içinde yönetilebilir bir alan yaratır.
2. Soyutlama: Özne, tarihsel ve toplumsal bağlamından koparılır; görünürde demokratik hak talepleri “risk” veya “tehdit” olarak yeniden etiketlenir.
3. Ayırma ve Sınıflandırma: Özneler, kapitalist çıkarlarla uyumlu olup olmamalarına göre kategorilere ayrılır. Sağ ve sol hareketler, bu sınıflandırmayla sistem için öngörülebilir ve yönetilebilir hâle getirilir.
4. Kontrol ve Araçsallaştırma: Özneler sistemin kontrolünde tutulur ve gerektiğinde araçsallaştırılır; dışsal tehdit hâline geldiklerinde baskı uygulanır.
5. Verileştirme: Özneler, insani ve toplumsal kimliklerinden arındırılarak yönetilebilir veri setleri ve risk profillerine dönüştürülür.
Özet Tez: Demokrasi ve özgürlük söylemleri, kimlik meselelerinin toplumsal kabul görmesini sağlar ve meşruiyet maskesi işlevi görür. Ancak pratikte bu söylemler, özneleri sınıflandıran, kontrol eden ve emperyal güvenlik rejimlerinin önlem devleti mantığına hizmet eden bir araçtır.
6. Almanya–ABD Vaka Çözümlemesi
2023–2025 yıllarında ABD, Almanya’nın iç güvenlik kurumlarını ve sivil toplum ihbar mekanizmalarını denetleyerek hegemonik standartlarını dayatmıştır. AfD gibi siyasi aktörler, ABD’nin Avrupa’daki liberal düzeni disipline etme stratejisinin araçları olarak kabul edilmiştir. Kontrol dışına çıktıklarında içsel tehdit kategorisine sokularak marjinalleştirilir. Bu vaka, modern emperyal güvenlik rejimlerinin önlem devleti mantığıyla işleyen işlevsel ve stratejik karakterini ve sağ-sol hareketlerin ideolojik olarak dizayn edilmesini ortaya koyar.
7. Aşırı Sağ ve Liberal Hareketlerin Stratejik İşlevi
Aşırı sağ ve liberal hareketler, demokrasi maskesi altında görünseler de, emperyalist hegemonya açısından zaten kontrol altındaki aktörlerdir. Sınıf çıkarlarıyla uyumlu oldukları sürece araçsallaştırılır; kontrol dışına çıktıklarında tehdit kategorisine girerler. Balkanlar örneğinde olduğu gibi, aşırı sağ stratejik olarak bölme ve disiplin üretme kapasitesine sahiptir. Kimlik politikaları, hem sağ hem sol hareketleri sistem için öngörülebilir ve yönetilebilir hâle getiren bir ideolojik dizayn aracıdır.
8. Sol Hareketler ve Planın Sınırlılığı
Sol hareketler, emperyal güvenlik rejimlerinin ve burjuva devletinin kimlik üretimi ve kimliksizleştirme operasyonlarını, kendi tarihsel, sınıfsal ve modern egemenlik perspektifleriyle sınırlayabilir.
1. Sınıfsal ve tarihsel bilinç: Sol hareketler kendi tarihsel ve toplumsal bağlamlarını doğru kavradığında, burjuva devletinin özneleri “yönetilebilir risk profilleri”ne dönüştürme kapasitesi azalır.
2. Modern egemenlik biçimlerine müdahale: Sol, yalnızca sınıfsal taleplerini değil, aynı zamanda güvenlik rejimleri, hukuki normlar ve veri-toplama mekanizmaları gibi modern egemenlik araçlarını hedef aldığında, önlem devleti mantığı kırılabilir.
3. İdeolojik araçların etkisizleştirilmesi: Demokrasi, özgürlük ve kimlik maskesi altında yürütülen operasyonlar, sınıfsal ve tarihsel bilinçle karşısına çıkıldığında araçsallaştırılamaz hâle gelir.
Özet Tez: Sol hareketlerin sınıfsal ve tarihsel bilinçle örgütlenmesi, burjuva devletinin ve NATO-merkezli emperyal güvenlik rejimlerinin kimlik üretimi, kimliksizleştirme ve önlem devleti mantığını sınırlayabilir veya boşa çıkarabilir. Planın işleyebilirliği, esas olarak hareketin bilinç ve örgütlenme düzeyine bağlıdır.
9. Sonuç
Modern emperyal güvenlik rejimleri, siyasal alanı kontrol edilebilir kaos hâline getirir. Aktörler görünür kılınır, sınıflandırılır ve meşruiyetleri koşullara bağlı olarak geri alınabilir. NATO, bu rejimin uluslararası çatısıdır. Demokrasi ve hukuk devleti söylemi, bu derin eşitsizlik ve kontrol mekanizmalarını örten, ancak işleyişlerini engellemeyen bir burjuva meşruiyet perdesidir.
Kimlik üretimi ve kimliksizleştirme, siyasal alanı burjuva sınıf çıkarları doğrultusunda yönetilebilir veri setlerine dönüştüren, sağ ve sol hareketleri ideolojik olarak dizayn eden ve devletin önlem devleti mantığıyla işleten esas operasyondur. Demokrasi ve özgürlük söylemleri, bu sürecin görünür ve cazip maskesi işlevini görür.
______________________________________________________________________________
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
