"Ülke" Kategorisi
“Terörsüz Türkiye” Masalı ve Devletin Gerçek Yüzü (Ahmet Daşkapan)
“‘Terörsüz Türkiye’ söylemi, silahların susmasından çok, itiraz eden tüm kesimlerin susturulmasını hedefleyen bir teslimiyet projesidir. Kürtlerin direnişi kriminalize edilmekte, özgürlük talepleri bastırılmakta, devlet daha fazla baskıyı güvenlik adıyla meşrulaştırmaktadır. Gerçek çıkış; tankta değil, adalette, eşitlikte ve halkların özgür iradesindedir. Bu düzen, muhalefeti yok sayarak toplumu korku, yasak ve itaat üzerinden yönetmek istemektedir, ısrarla sürdürmektedir.”
Katledilişinin 19. Yılında Hrant Dink’in Anısına (Fatma Pesent)
“Hrant Dink, halkları birbirine düşman eden devlet aklının karşısında, insanı merkeze alan bir barış dili kurdu. Güvercin kadar masum olduğu için hedef alındı. Onu koruyamayan sessizliğimiz, zulmün parçasıydı. Bugün anısı, halklar arası kardeşlik, yüzleşme ve enternasyonalist sorumluluk çağrısıdır olan bu miras, geçmişin karanlığına teslim olmadan, adalet, eşitlik ve vicdanla yeni bir gelecek kurma zorunluluğunu hatırlatır.”
Yol, Yoklukta Varlık ve Ontolojik Özerklik: Alevilikte Temsilin, Mülkiyetin ve Kimliğin Aşılması
Yazar: Haydar Avşar
Irkçılığa, Kürt Düşmanlığına ve Siyasal İkiyüzlülüğe Karşı Çıkmak Tarihsel ve Demokratik Bir Görevdir
Kendisini demokrat olarak tanımlayan bazı çevrelerin, Kürt halkı söz konusu olduğunda Kürt karşıtı söylemlere savrulması ciddi bir çelişkidir. AKP–MHP iktidarının “barış” söylemi samimi değil, taktik hesaplara dayanmaktadır. Barış tartışmalarında esas ölçüt, devletin değil Kürt halkının iradesi olmalıdır. Kürt halkına yönelik inkâr ve düşmanlık, demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmaz; gerçek barış ancak emekçi halkların eşitliğiyle mümkündür.
Bir Ulusun Yok Edilemeyen Hafızası
Uluslar yalnızca sınırlarla tanımlanmaz. Bazıları hafıza, dil ve direnç üzerinden var olur. Kürt halkının yüzyılı aşan deneyimi, inkâr ve bastırma politikalarının bir halkı yok etmek yerine nasıl görünür kıldığını gösterir. Bu yazı, Kürt meselesini örgütler ya da güvenlik başlıklarıyla değil; tarih, toplumsal süreklilik ve birlikte yaşama ihtiyacı üzerinden ele alıyor. Amacı tartışmayı sertleştirmek değil, gerçeği sakin bir dille hatırlatmaktır ve kalıcı bir çözüm ufkunu görünür kılmaktır.
